Dîvân-ı Hikmet

Divan-ı Hikmet kitabında neredeyse bin yıldır Türk’ün gönül gözünü ışıtan bir ışık saklıdır. Bu ışığın huzmeleri her bir hikmetin satırları arasından süzülerek ruh dünyamızı aydınlatmaya uzun bir zulmet devrinden sonra bütün Türk yurtlarında yeniden başlamıştır. More »

Yesevî Atadan Öyküler

Tarihimizin en büyük isimlerinden biri olan Ahmed Yesevî’nin hikâyeleri yüzyıllar boyunca dilden dile dolaştı. Yüzyıllar önce yaşayan çocuklar bu hikâyelerle büyüdüler, büyükler bu hikâyelerle büyülendiler. Eskiden gönüllerimiz nasıl Ahmed Yesevî ile hayat bulduysa, şimdi de Yesevî’nin hayat dolu nefesi içimizi ısıtacak. More »

Türk Yurtları Üzerine Notlar

Bu kitaptaki yazıların yazılma sürecinde etkin politik-kültürel aktörler olarak yazılarıma konu olmuş -ve bir kısmı ile tanışma şerefine nail olduğum- bazı Türk önderleri, yeryüzündeki fanî hayatlarını tamamlayıp Allah’ın engin rahmetine ve sonsuzluğa tevdi edildiler. Bu çerçevede Azad Bek Kerimî, Ebulfeyz Elçibey, Sadık Ahmed, Rauf Denktaş ve Türk yurtları edebiyatının aşılmaz görünen yüce ismi Cengiz Aytmatov’u rahmetle anmak isterim. More »

İşaret Taşları

Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum. Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir ribatta, dergâhta, hankâhda, bir nebze soluklanarak -İnşaallah- “güzel bir yürüyüş“ eyleyeceğiz… Yesi’den, Buhara’dan, Semerkand’dan, Kaşgar’dan güzel kokular taşıyan esintiler getirmeye çalışacağız takatimiz yettiğince… More »

Kafkasyadan Anadoluya Göçler

Geçtiğimiz yüzyılın başlarında Kafkasya’dan Anadolu’ya doğru gerçekleşen ve günümüz Türkiyesi’nin dini, etnik ve kültürel yapısında bile tesirleri süren göçler hakkında çok fazla şey bilinmemektedir. Bu kitap, göç olayını hikaye eden bir eser olmayıp bu ‘muazzam vakıa’nın oluşumunda rol oynayan ve arka planı teşkil eden gerçeklere ışık tutmaya çalışması ile, alanında Türkiye’de yayınlanan ilk eserdir. More »

Pîr-i Türkistan HOCA AHMED YESEVÎ

Hoca Ahmed Yesevi biyografisi ve Divan-ı Hikmet hakkında kitabiyat bilgileri. Dr. Hayati Bice\'nin Yesevilik Araştırmaları *** Bu kitapta Pîr-i Türkistan’ın hayatı, etkileri ve “Hikmet” adı verilen şiirlerinden seçmeler sunulmaktadır. Eserde yer alan “Yesevîlik Âdâbı” bölümü ise Ahmed Yesevî’nin kurucusu olduğu tasavvuf yolunun uygulamalarının günümüz insanına ulaşmasını sağlamıştır. More »

 

Örgüt Kültürü Açısından MHP Yapılanması

Örgüt Kültürü Açısından MHP Yapılanması -2

Dr. Hayati BİCE

Yazımın ilk bölümünde MHP örgüt kültürünün temel unsurlarından Tarihi, Kahramanları, Fiziki çevresi  ve Sembolleri’ni ele almıştım. Bu bölümde ise MHP’yi diğer partilerden herhangi birisi olmaktan çıkaran aslî unsurlar olan MHP örgütünün daha soyut özellikleri ile birlikte MHP geleneğinde Liderlik ele alınmıştır. Çağdaş Yönetim Bilimi’nin bir terimi olan “örgüt kültürü” kavramını sol literatürden devşirdiğimi düşünerek eleştiren okurlara hatırlatmak isterim ki, MHP’nin klasik “Lider-Teşkilat-Doktrin” anlayışının bu incelemede ele alınan konularla birebir ilişkili olduğu tartışılmaz bir şekilde ortadadır.

D- MHP Örneğinde Örgüte Özgü İnançlar, Değerler ve  Varsayımlar:

Örgüte özgü inançlar, örgüt içinde hakim olan inançların örgüt kültürünün bir belirleyeni olarak bilinçli olarak desteklenmesiyle ilgilidir. Örgüte özgü değerler, örgütün ahlaki kodları tarafından  belirlenir. Örgüte özgü tutumlar ise örgüt kültürünü benimseyenlerin benzer durumlarda benzeri tavırları sergilemesi ile  ortaya çıkar. İnanç ve değerlerin bir örgüt içerisinde sözkonusu olduğunda bile dini ve felsefi bir temele dayandırılması gerektiği bir gerçekliktir.

Türk toplumu için bu temelin doğrudan doğruya İslam’ın aşkın değerleri çerçevesinde  şekillenmesi söz konusudur. Bunun yanında sevgi, erdem, fikir özgürlüğü gibi tüm insanlığın ortak mirası olan ortak insani değerler de gözardı edilemez.

Örgütün temel varsayımı, inanç ve değerler gibi ilahi-aşkın nitelikleri açık olmayan ancak örgüt siyasetini belirleyen ve örgütte uygulanmakta olan teorik felsefi çerçevedir. Örgütün temel varsayımları, üzerinde konuşmak için felsefi bir birikimin şart olduğu insan-tabiat ilişkileri, ezeli hakikatin niteliği, insanın ve insan hayatının anlamı hakkında  olabilir. Bunun için MHP’nin Türk tarihinden alacağı destek İslam’ın Türk toplumunda yaşanma tarzını belirleyen Türk tasavvuf geleneğine yaslanması gerekmektedir.

MHP lideri Devlet Bahçeli, 6 Ağustos 2006  Pazar günü Kayseri’de Erciyes Dağı eteklerinde toplanan17’nci Erciyes Kurultayı konuşması ile de MHP örgütüne yüreklerinde ve dimağlarında yaşatmaları gereken MHP’ye  özgü  hasletleri Millet sevgisi, Vatan duygusu, Türklük şuuru, Hizmet aşkı, Uzlaşma kültürü, Devlete bağlılık ve  devlette devamlılığa saygı, Tarihe saygı, Ecdada vefa, Şehide minnet, Gaziye hürmet, Dine samimiyet şeklinde göstermektedir.

Türk milliyetçiliğinin Batı’daki  milliyetçilikler ile karıştırılmamasını isteyen Bahçeli ; Türk milliyetçiliğinin Türk halkını kapsayıcı ve Türk milletinin her ferdini kucaklayıcı niteliğine işaret ederek temel esaslarını insan sevgisi, paylaşma ve bölüşme, adalet ve hakkaniyet olarak vurgulamaktadır. Bahçeli’ye göre Türk milliyetçiliğinin özünde  “Bilge Kağan’ın öğüdü, Dede Korkut’un bilgeliği, Yunus Emre’nin sevgisi, Hacı Bektaş’ın erdemi, Fatih’in vizyonu, Mehmetçiğin cesareti, Atatürk’ün önderliği, Türkeş Bey’in çağrısı” vardır. Bahçeli’nin burada ismini andığı tarihi şahsiyetleri özellikle seçerek tek-tek sıralaması bu tarihi kişiliklerin Türk toplumundaki yansımaları dikkate alındığında son derecede önemlidir. [7]

Bu güzel teorik cümlelerin örgüt tabanında yankı bulması,  MHP örgütünce kavranması ve benimsenmesi ve giderek toplum nezdinde yaygınlaşması için bile olsa MHP’de “örgütiçi eğitim” şeklinde bir faaliyet yürütülmesi elzemdir. MHP’nin 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde şematik olarak tamamladığı ancak fonksiyonel olarak tam anlamda hayata geçirilemeyen “Eğitimciler Ekibi” tarzında bir yapılanma MHP’de örgütiçi iletişim ve ortak dilin geliştirilmesi yönünden yeniden  ele alınmalıdır. [8]

E- MHP Örneğinde Örgüte Özgü Dil ve Terminoloji: 

Örgütte yayılan öyküler, örgüt değerleri ve ortak inançlarını yerleştirmek amacıyla, örgütün tarihinden alınan yaşanmış olayların sözlü olarak aktarılması ile ortaya çıkmaktadır. Bu öyküler dilden dile anlatılırken çoğunlukla değişime uğrarlar. Öykü ağızdan ağıza dolaşırken gerçekçilikten tamamen uzaklaşacak kadar değişikliğe uğramışlarsa artık “olağanüstü bir efsane“ haline gelmişlerdir.

Örgüte özgü dil örgüt tarihinden köken alan  öyküler, mitler ve efsaneler olarak şekillenir, jestler, şakalar ve  metaforlar ile örgüt içerisinde yaygınlaşır. Bu dil etrafında oluşan örgütün sosyal çerçevesi böylece kullanılan dil, davranış tarzları, semboller, kurallar ve süreçler tarafından ortaklaşa olarak belirlenir.

MHP için “Başbuğ”; “Lider” ; “Teşkilat”; “Dava”; “Ocak” ve “Ülküdaş” kavramları artık sembolik birer anlam ve önem kazanmış ortak dil unsurlarıdır.

Örgütte kullanılan ortak dil ve kavram kategorileri, örgüt kültürünün önemli bir özelliğini oluşturur. Eğer örgütün  kullandığı kavramlarda tüm örgüt içerisinde benzer karşılığı bir anlayış birlikteliği oluşmuşsa örgüt kültürünün unsuru olarak “ortak örgüt dili” ortaya çıkar. MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli, 12 Ekim 2003 tarihinde toplanan MHP 7. Olağan Büyük Kurultayında yaptığı konuşmada MHP örgütünün kendine özgü diliyle şöyle konuşmaktaydı: “Bütün dünya için, bütün insanlık için bu küresel kuşatmaya ve sömürüye karşıyeni bir ruh, yeni bir alternatif, yeni bir duruş artık kaçınılmaz olmuştur. İşte bu hareketi başlatacak ruh,Türk-İslam kaynaklarının manevi ikliminde yeşermekte, Cihan Devleti Osmanlı’nın mirası ile İstiklâl Savaşımızın tecrübeleri üzerinde yükselmektedir. Türk-İslam medeniyetinin tecrübe ve birikimini, insanlığın ihtiyaç ve problemleri ışığında “asrın idrakine söyletmek”, bizim Milliyetçi Hareket olarak, insanlık karşısındaki milli vazifemizdir. Biliyoruz ki, insanlığın önünde yeni ufuklar açmak, ancak, dünyada sözü dinlenir, güçlü ve Lider bir Türkiye’nin inşasıyla mümkün olacaktır.

F- MHP Örneğinde Örgütiçi Davranış ve  Tavırlar, Tören ve  Ritüeller

Örgütiçi davranışlar, psikoloji, sosyoloji, antropoloji ve ekonomi bilimlerinin verilerinden yararlanılarak anlaşılabilir ve örgüt içerisindeki bazı unsurlar etkilenerek olumlu yönde değiştirilebilir.

Türk tarihine bakılırsa örgüt kültürünün bu unsurları Osmanlı devlet geleneğinden miras alınan terimlerle “Adâb”, “Usûl”, “Erkân” olarak tanımlanmışlardır. Öyle ki Türk tarihi boyunca doğumdan ölüme her toplum olayı için geliştirilmiş bir davranış geleneğinin izlerini gündelik hayatta bile bugün de kolayca gözlemleyebiliriz. MHP örgütünün “özel törenleri ve toplantıları”nda örgüte ait ancak nitelik açısında pek de sofistike olamayan bazı davranış kalıplarını gözlemlemek mümkündür.

Hemen her örgütte belirli davranış tarzları ve kurallar vardır. Kurallar örgütte günlük hayatın sürdürülebilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Örgüt kuralları ve  davranış tarzları örgüt yapısının sürdürücüsü ve örgüt kültürünü bir bütün olarak bir arada tutan önemli bir unsurdur.

Törenler, örgüt kültürünün bir kutlama aracıdır ve örgüt içindeki kültürel değerleri pekiştirmeyi amaçlar. Örneğin ödül törenleri, atanma veya emeklilik törenleri örgüt kültürünün açığa çıktığı törenlerdir. Ritüeller ise törenlere göre daha çok tiyatrolaştırılmış kültürel anlatımlardır ve genellikle seyircilerin faydalanmasına yöneliktirler. Ritüellerin amacı katılımcılar üstünde örgüt kültürünü hakim kılmaktır.

Örgüt ve insan arasındaki ilişkileri “örgütiçi davranış tarzları” olarak incelenmektedir. Hem örgütün kurum olarak davranış ve tavırları hem de örgüt içindeki insanların davranışları, örgütiçi davranış alanına girer. Örgütiçi davranışı oluşturan unsurlar kapsamında yer alan  bileşenler örgüt lideri, üst yöneticileri, örgüt personeli, örgüt üyeleri, örgüte mensubiyet hisseden kişiler gibi aktörler; örgütteki kurullar; komisyonlar, örgütün diğer alt birimleri ve bunlar arasındaki ilişkiler; sendikalar, meslek odaları gibi sivil toplum örgütleri; ilişkide bulunulan diğer özel ve tüzel örgütler  olarak sıralanabilir.

MHP’nin diğer siyasi partilerden farklı olarak gelişen yapılanmasında örgütünü etkileyen bir tören olarak Erciyes Zafer Kurultayları’nı da anmalıyız. 2008 yılına kadar her yılın Ağustos ayı başında toplanan bu kurultay bütün eksiklik ve hatalara rağmen sonuçta MHP kitlesinin motivasyonunda pozitif etki oluşturarak önemli bir rol oynamaktaydı.

G- MHP Örneğinde Örgütün Toplam Kalitesi:

Örgüt olarak sınaî, zihnî veya siyasî herhangi bir üretim yapan bir kurum söz konusu ise “toplam kalite”, “mükemmellik”, “sıfır hata” gibi kavramlar örgüte özgü  bir anlam kazanmaya başlarlar.

Bir örgütün ‘Toplam Kalite’si tek tek mensublarının eğitim, kültür, gelişim indeksleri yönünden arz ettiği tablonun ortalamasını ifade eder. Mensublarının niteliğini yükseltmeyi hedeflemesi gereken  ‘Toplam Kalite Yönetimi” bu açıdan siyasi bir örgütün toplum içerisindeki etkinliğini ve sonuçta başarısını doğrudan etkileyecektir. Toplam kalitenin yükselmesinde en önemli etken donanımlı, bilgili insan kaynaklarını oluşturmak veya mensubların kalitesini yükseltmektir.

Klasik ve otoriter örgüt yöneticilerinin tercih ettiği üzere vasıfsız insan kaynağından beklenen, itaatkar,emirleri kusursuz uygulayan üyeler yerine eğitimli, düşünen, analiz ve sentez yapabilen, yenilikçi, yaratıcı, katılımcı, ekip ruhuna yatkın, kendine güvenen ve sürekli geliştiren, inisyatif  kullanabilen, bilgi üreten bir insan kaynağına sahip olmak her örgütün olduğu gibi bir siyasi partinin de  başarısını yükseltir. Örgüt bu nitelikleri taşıyan insan gücüne sahip olmak ya da arzuladığı kalitedeki üyeleri yetiştirmeyi hedeflemelidir.

Toplam kalite açısından MHP örgütünün durumunu değerlendirebilmek için kapsamlı saha çalışmalarına ihtiyaç vardır. Bununla birlikte MHP teşkilatlarına egemen olan ortalama kalitenin partinin genel üst yönetimini de memnun edecek bir nitelikte olmadığı bilinmektedir. Bunun ülke genelinde seçmen kitlesininOECD’nin gelişme kriteri olarak belirlediği ortalama eğitimde kalma süresinin 3,5 yıl olması ile doğrudan ilişksi olmakla birlikte burada sözkonusu olan durumun MHP seçmenleri değil MHP örgütlerinde görev almış insanların durumu ile ilgili olduğunu vurgulamak isterim. [9]

MHP’nin kuruluş yıllarındaki doktriner temeli olan 9 Işık teorisinin Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, Gelişmecilik şeklinde özetlenen kurallarının toplam kalitenin esası olan gelişme fikrinin partinin kuruluş yıllarında –hiç değilse kağıt üzerinde- gözetildiğini düşündürmektedir. MHP’nin Bahçeli yönetiminde geçen son 14 yılının son döneminde –epeyce gecikmiş olarak 10 Ekim 2009 tarihinde çalışmaya başlayan -Siyaset ve Liderlik Okulu çalışmaları ile MHP mensublarının toplam kalitesinin yükseltilmesi yolunda önemli bir adım atılmıştır. Akademi kökenli bir siyasetçi olan Bahçeli’den beklenen bu tür nitelik kazandırma çalışmalarına çok daha önceden, belki hemen göreve geldiğinde başlatması idi. [10]

H- MHP Örneğinde Örgüt Kültürünün Teşekkülü  ve  Lider :

Örgüt kültürü ve liderlik arasında olan ilişki, yönetimin diğer fonksiyonlarıyla olan ilişkilerden daha sıkıdır. Modern liderlik teorilerine göre liderlik, lider, izleyenler ve koşulların bir fonksiyonudur. Buna göre lider, koşulları ve izleyenlerin muhtemel tepkilerini göz önünde bulundurarak örgüt kültürünün sürdürülmesine ya da değiştirilmesine karar vermelidir.

Türk siyasetinde –ve hatta genel Türk tarihinde-  liderin önemi tartışılamaz. Seçmen davranışlarını araştıran pek çok çalışma seçmenin oy vereceği partiyi belirlerken lider faktörünün diğer bütün faktörlerden daha fazla etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle siyasi bir örgütün hedefi olan siyasi iktidarı elde edebilmesinin aracı olan seçimlerdeki başarısı doğrudan doğruya lider ve liderlik nitelikleri ile paralellik gösterir.

MHP’nin kurucu lideri Başbuğ Alparslan Türkeş ve tartışılmaz liderin vefatı sonrası Genel Başkanlık koltuğuna oturan Devlet Bahçeli, MHP çizgisinin lider olarak gördüğü örneklerdir. Başbuğ Türkeş gibi karizmatik ve tartışılmaz bir şahsiyetin ardında liderlik koltuğuna oturmanın tüm zorluklarını Bahçeli yaşamıştır.

1969 tarihini MHP’nin siyaset çizgisinin başlangıç noktası olarak ele alırsak Başbuğ Türkeş’in 28 yıllık (1969-1997) liderliği sonrası Bahçeli de 14 yılı tamamlayan Genel Başkanlık süreci nedeniyle ülkücü camianın Liderlik niteliği açısından sağlıklı bir değerlendirme yapabilmesine imkân verecek bir deneyim yaşatmışlardır.

Alparslan Türkeş’in siyasi hayatını burada özetleyebilmek –kitap çapında bir değerlendirmeyi gerektirdiğinden- mümkün değildir.  “Ülkücü Gençlik” ismi ile bu satırların yazarının da şerefle mensubiyet şuurunu taşıdığı bir neslin teşekkülündeki hizmeti ile Türk tarihine geçen müstesna yerine işaret ederek yetinmek zorundayım. [11]

6 Temmuz 1997’de MHP Genel Başkanlığı’na seçilen ve halen de aynı görevi sürdüren Devlet Bahçeli’nin MHP örgüt kültürüne katkıları konusunda bir değerlendirme yapmak, 14 yıllık bir sürece bakılarak mümkündür. Halen de “MHP Genel Başkanı” ünvanı ile siyasi Türk Milliyetçiliği”nin siyasi arenada lideri olan Devlet Bahçeli’nin liderliği döneminde MHP yönetimine getirdiği üslub ve siyasi öncelikler ile siyasi plandaki başarı durumu bir başka inceleme konusu olarak ele alınarak değerlendirilmelidir. Bunun için teorik olarak Bahçeli’nin yaptığı siyasi konuşmalar yanı sıra MHP’nin en güçlü şekilde siyasi iktidarı paylaştığı 1999-2002 hükümet ortaklığı sürecinde yaşananlar ile girilen seçimlerde alınan sonuçları ele almak zorunludur. Bunun da siyaset bilimi açısından tez çapında bir çalışmayı hak ettiği ortadadır. [12]

Görev süresinin tam ortalarında bir yerinde Devlet Bahçeli’nin 6 Ağustos 2006  Erciyes Kurultayı’nda yaptığı konuşma,  kendi döneminde MHP örgütüne  vermek istediği mesajları ve oluşturmayı hedeflediği yapının köşetaşlarını ayrıntılı olarak sergilerken MHP örgütüne çizdiği yol haritasında yer almaması gerek unsurları da işaret etmektedir. MHP örgütüne vizyon vermek isteyen Bahçeli’nin kaçınılmasını öğütlediği  hususlardan önemli bir kısmının MHP örgütü içerisindeki güncel tartışmaların örgütte yol açacağı negatif etkileri  ortadan kaldırmağa yönelik olduğu görülmektedir.

Eleştirel bir nitelik taşıyan bu önemli konuşmadan sadece birkaç satırda yer alan başlıkların her biri teker teker ele alınarak analiz edildiğinde Bahçeli’nin kendisinin de; başında bulunduğu örgütteki bazı unsurlardan rahatsızlığı açıkça fark edilmektedir.

Bahçeli bu önemli konuşmasında “Önümüzdeki zorlu dönemde;  Sadece cılız bir ideolojik destek, Gelişmeleri hariçten seyretmek, Geçmişte kalan anılarla yetinmek, Söylenenlere sorgulamadan inanmak,Yalnızca heyecandan ibaret bir katkı, Akıl ve sağduyudan uzak bir serüven arayışı, Gelecek kaygısı taşımadan mevcutla oyalanmak, Hiçbir katkı sağlamadan yıkıcı eleştiri, Çağı ve hayatı dikkate almadan yerinde saymak, Milli menfaatleri göz ardı eden şahsi ikbal beklentileri asla ve asla geçerli olmayacaktır.”sözleri ile  MHP örgütünü de etkileyen bazı patolojik davranışlara dikkat çekmiştir.

MHP örgütünün lideri Devlet Bahçeli’nin bizzat kendisinin belirlediği bu hastalıkalrın teşhisine uygun bir tavır geliştirmediği ve bünyeye sirayet eden hastalıklı yapıların tasfiyesi için etkin önlemler alınmadığı anlaşılmaktadır.

Bu patolojik bulguların MHP bünyesinde nasıl bir hastalığın yerleştiğini 2011 seçimleri öncesinde MHP’ye yönelik cinsel içerikli video çekimleri ile sürdürülen saldırıda herkes açıkça görmüş olmalıdır. Bu ana çerçeve kapsamında MHP’nin örgütiçi iletişimi; lider ile teşkilat arasındaki fikir-düşünce kanallarının arızasız  çalışması  üzerinde tartışılması gereken önemli bir konu olarak ayrıca ele alınmalıdır. Bu konuda en büyük sorumluluk ise makamın niteliği itibarıyla MHP Genel Başkanlığı’na düşmektedir.

TBMM’de kaç kişilik bir grubu olursa olsun –hatta TBMM’de temsil edilmese dahi- Türk siyasetindeki MHP geleneği, Türkiye ile hesabı olan hiçbir gücün ihmal edemeyeceği özgün bir yapılanmadır. Dünya Türklüğünün ezelden ebede uzanan varlık serüveninde siyaset aygıtı olarak MHP’yi koruyup, örgüt anlamında gösterilen zaafiyetleri yapıcı bir şekilde dile getirerek siyasi bünyenin güçlendirilmesine katkıda bulunmak Türk olmanın şuurunda olduğunu düşünen herkes için bir görevdir. Bu tarihi görev, MHP örgütünün en tepesinde –genel merkezinde- görevlendirilen yetkilisinden en alt kademesindeki seçmenine kadar kendisini MHP’li hisseden herkese düşmektedir.

Tarih hesabını mutlaka sorar; yapılanların da belki de daha fazla yapılmayanların da…

———————————–
İletişim: atahayati@gmail.com

[7] Devlet Bahçeli’nin bu minvalde teorik olarak çok öenmli noktalara temas eden pek çok konuşmasını arşivlerden bulmak mümkündür. Bir örnek olarak Ortadoğu Gazetesi’nde 17-18-19 Nisan 2006 tarihlerinde yayınlanan röportajından birkaç paragrafı vermekle yetiniyorum:
“Türkiye’nin bugün karşı karşıya bulunduğu sorunların temelinde Türkleri Anadolu’dan söküp atmak isteyen haçlı zihniyeti karşısında, Kurtuluş Savaşı’mızda yeni bir ruh ve şahlanışla sergilenen direniş ve bunun vücut verdiği milli devlete ve Türk Milleti’nin milli varlığına sahip çıkma iradesine karşı duyulan alerji ve husumet yatmaktadır.”
ABD’nin önce Afganistan ve Irak’ta başlattığı sonra Büyük Orta Doğu Projesi adı altında bütün Asya ve Afrika’yı kuşatacağını ilan ettiği politikalarını, bu coğrafyaların zaten sorunlu olan siyasal ve ekonomik yapılarını etkileyerek bu hedefe ulaşma anlayışı ve beklentisi yönlendirmektedir.
Giderek kaos durumunu yansıtmaya başlayan sorunun temelinde, dünya sisteminin 1990’lı yılların başından itibaren yaşadığı hızlı değişimin yattığını söylemek mümkündür. Iki kutuplu dünya sisteminin yıkılmasından sonra ortaya çıkan durum, bir taraftan ABD’yi tek kutuplu uluslararası sistem kurma amacıyla harekete geçirirken, diğer taraftan başta AB olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde ortaya çıkan yapıların uluslararası sistemin yeni aktörleri olarak çok kutuplu bir dünya sistemi arayışlarını gündeme getirmiştir.Global düzeyde ortaya çıkan kargaşa ve belirsizlik ortamının temelinde yattığını düşündüğümüz bu sistem değişimi sorunu ABD’nin yayılmacı politikalarla inşa etmeye çalıştığı tek kutuplu dünya sistemi kurma girişimine diğer merkezlerden de benzeri politikalarla karşılık gelmesine yol açmışdır.
…Açıkça ifade ediyorum ki, küreselleşme sürecinin aktörleri, güçlü devletler, çok uluslu şirketler, uluslararası sermaye ve finans kesimiyle millet üstü örgütlenmelerdir. Burada milli devletini kaybedenler diğerlerinin kontrolüne girmekten kurtulamazlar.

[8] MHP kadrolarının ortak bir duygu ve fikir paydaşlığını yitirmeğe başladığı acı bir gerçektir.  Teşkilatın fikir planında ortak bir paydaya kavuşturulması için Başbuğ Türkeş’in 9 Işık kitabının ilk baskılarındaki (100 sayfa kadar hacimdeki) şekli ile yüz bin adet bastırılarak MHP’nin tüm teşkilatına ve Ülkü Ocakları’na dağıtılması; sonra da parti içi eğitimlerde ana metin olarak işlenmesi önerimi 2006 yılında yaptığımız yüzyüze bir görüşmede Devlet Bahçeli’ye ilettiğimi hatırlatmak isterim. 2011 seçimlerin öncesinde MHP genel merkez yöneticileri odaklı olarak ortaya çıkan rezalet tablosu bırakın en uçtaki ülkücünün MHP Genel Merkezi’ndeki pek çok kişinin 9 Işık’ın “Ahlâkçılık” ilkesine ne kadar da muhtaç olduklarını acı bir şekilde ortaya serdi.

[9] MHP il-ilçe örgütleri yöneticileri arasında yapılan bir araştırmada bu yöneticilerin ortalama eğitimde kalma süresinin 7 yıl civarında olduğu ifade edilmektedir. Bu çalışmanın diğer ayrıntıları MHP üst yönetiminin bilgisi dahilinde olmalıdır. Siyaset ile sahada iştigal eden insanların öznel gelişmişlik kriterleri açısından arz ettiği eğitimsizlik tablosunun sadece MHP’ye has olduğu düşünülmemelidir. Bu durum ülkemizdeki tüm siyasi partiler için geçerli bir durumdur. Bu durumda siyasetin il-ilçe düzeyinde pazarcı, kabzımal, büfeci, galerici, emlakçı, marketçi vb. mesleklerden kişilerin elinde kaldığından yakınan akademisyen, bürokrat ve “beyaz yakalı” diğer profesyonellerin yakınmalarına dudak bükülmesi ülkemiz adına bir trajedidir. Bu durumu iyileştirmek üzere kamu görevlilerinin pratikte hiç anlamı olmayan siyaset yasağının ‘yasal bir çerçeve’de yeniden gözden geçirilmesi gerekir. MHP’nin TBMM’deki diğer partilerle birlikte bu konuyu ele alması sonuç verici olabilir.

[10] Halen faaliyetine devam eden Siyaset ve Liderlik Okulu’nun 5. dönem çalışmaları için kayıtların sürdüğü MHP websitesinde duyurulmuştur.
http://www.mhp.org.tr/haber.php?id=2683&foto=galeri

[11] Alparslan Türkeş’in hayatı ve siyasi mücadelesi hakkında birçok eser kaleme alınmış olmakla birlikte Arslan Tekin’in “Son Başbuğ” ismini taşıyan kitabını -özellikle genç okurlara- tavsiye ederim.

[12] Bahçeli’nin MHP lideri seçildiğinden bu yana geçen sürede yaptığı tüm önemli konuşmaların tam metnine MHP websitesinden erişilmesi mümkündür. Akademi kökenli olan Dr. Devlet Bahçeli’nin özellikle kurultay konuşmaları ve TBMM konuşmalarını kitapçılar haline getirtip yayınlatarak geleceğin araştırmacılarının sağlıklı verilere dayanmalarına imkân sağlamasını takdirle kaydetmek gerekir. 1999-2002 döneminde Bahçeli ile çok yakın çalışan ve konuşmalarının redaksiyonu ile görevlendirilen bir akademisyen milletvekili konuşma metni taslaklarını göstererek altı çizilen satırları Bahçeli’nin bizzat belirlediğini ve konuşma metninin imlası konusunda çok titiz davrandığını –hafif yollu bir şikayet ile- söylemişti.

 

Bir Cevap Yazın