Dîvân-ı Hikmet

Divan-ı Hikmet kitabında neredeyse bin yıldır Türk’ün gönül gözünü ışıtan bir ışık saklıdır. Bu ışığın huzmeleri her bir hikmetin satırları arasından süzülerek ruh dünyamızı aydınlatmaya uzun bir zulmet devrinden sonra bütün Türk yurtlarında yeniden başlamıştır. More »

Yesevî Atadan Öyküler

Tarihimizin en büyük isimlerinden biri olan Ahmed Yesevî’nin hikâyeleri yüzyıllar boyunca dilden dile dolaştı. Yüzyıllar önce yaşayan çocuklar bu hikâyelerle büyüdüler, büyükler bu hikâyelerle büyülendiler. Eskiden gönüllerimiz nasıl Ahmed Yesevî ile hayat bulduysa, şimdi de Yesevî’nin hayat dolu nefesi içimizi ısıtacak. More »

Türk Yurtları Üzerine Notlar

Bu kitaptaki yazıların yazılma sürecinde etkin politik-kültürel aktörler olarak yazılarıma konu olmuş -ve bir kısmı ile tanışma şerefine nail olduğum- bazı Türk önderleri, yeryüzündeki fanî hayatlarını tamamlayıp Allah’ın engin rahmetine ve sonsuzluğa tevdi edildiler. Bu çerçevede Azad Bek Kerimî, Ebulfeyz Elçibey, Sadık Ahmed, Rauf Denktaş ve Türk yurtları edebiyatının aşılmaz görünen yüce ismi Cengiz Aytmatov’u rahmetle anmak isterim. More »

İşaret Taşları

Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum. Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir ribatta, dergâhta, hankâhda, bir nebze soluklanarak -İnşaallah- “güzel bir yürüyüş“ eyleyeceğiz… Yesi’den, Buhara’dan, Semerkand’dan, Kaşgar’dan güzel kokular taşıyan esintiler getirmeye çalışacağız takatimiz yettiğince… More »

Kafkasyadan Anadoluya Göçler

Geçtiğimiz yüzyılın başlarında Kafkasya’dan Anadolu’ya doğru gerçekleşen ve günümüz Türkiyesi’nin dini, etnik ve kültürel yapısında bile tesirleri süren göçler hakkında çok fazla şey bilinmemektedir. Bu kitap, göç olayını hikaye eden bir eser olmayıp bu ‘muazzam vakıa’nın oluşumunda rol oynayan ve arka planı teşkil eden gerçeklere ışık tutmaya çalışması ile, alanında Türkiye’de yayınlanan ilk eserdir. More »

 

Örgüt Kültürü Açısından Siyasi Partiler

Örgüt Kültürü Açısından MHP Yapılanması-1-

Dr. Hayati BİCE

12 Haziran 2011 seçimleri sonrasında MHP’nin aldığı sonuç hakkındaki yorumlar ilgi çekiyor. Seçim sonuçlarının MHP Genel Merkezi’nce nasıl değerlendirildiği, nasıl analiz edildiği, başarı veya başarısızlık nedenleri hakkında bir özeleştiri yapıldı mı; bilemiyorum. Seçim sonrasının sıcak saatlerinde yapılan zevahiri kurtarmaya yönelik ‘utangaç’ açıklamaların ülkücü kamuoyunu tatmin etmekten uzak olduğunu tartışmak bile gereksiz.

MHP’ye yönelik sağlıklı bir muhasebe; yapıcı bir eleştiri yapılması için bir örgüt olarak MHP’nin 40 yılı aşan tarihinden hareketle bir analiz yapılmasına zemin oluşturması için bu satırları yazıyorum. Öncelikle MHP örgüt kültürünün temel niteliklerini ele aldıktan sonra bu kültürün aksayan taraflarının rehabilite -veya restore- edilmesi gereken unsurlarını tartışmaya açılmalıdır. Ancak bu şekilde yola çıkılarak sonuçta MHP geleneğine pozitif bir katkıda bulunulması mümkün olur ki, bu yazımın hedefi de odur.

Siyasi Partiler ve Örgüt Kültürünü Üretmek 

Siyasi parti yapılanmalarını siyasi hedeflerinden bağımsız olarak birer örgüt olarak değerlendirmek uygundur. Örgütün sözkonusu olduğu bir yerde de zaman o örgüte ruh veren bir örgüt kültürü teşekkül edecektir. Bu değerlendirme ışığında Türkiye’de yakın tarihimizde “siyasi parti“ olarak örgütlenmiş  organizasyonlar ele alındığında ilginç sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu açıdan MHP için de siyaset planında ortaya çıktığı 1969 yılından bu yana geçen 42 yıllık süreçte oluşmuş bir örgüt kültüründen söz edilebilmesi mümkündür.

Örgüt kültürünü şekillendiren  unsurlar bir arada, etkileşim içerisinde bir tablo oluşturur. Örgüt ya da kurum olarak tanımlanabilecek her yapı ele alındığında aşağıdaki unsurlardan hiç değilse birkaçını bu yapılanmada bulabilmek mümkündür.

Bu kültür yola çıkıldığında önceden ana hatlarıyla hedeflense bile gerçek niteliğini ancak zaman içerisinde interaktif bir şekilde; diyalektik ilişkilerin toplamı olarak ortaya çıkar. Doğal akışın oluşturduğu örgüt kültürüne sahip olan siyasi organizasyonlar,  kendi kültürlerini oluşturan unsurları detayları ile belirleyip bunu örgüt mensuplarına benimsetmek ve üyelerinden ve sempatizanlarından başlayarak giderek toplum içerisinde yaymak yolunu izlemelidirler.

Tarih içerisinde başarılı oldukları kayda girmiş örnekleri model olarak alan bazı örgütler, örgüt kültürünün esas unsurlarını sentetik olarak üreterek daha sağlam bir örgüt yapısı oluşturmaya çalışmışlardır. Bugün de hangi hedefe yönelik olursa olsun bir örgüt yapısı altında bir araya gelen topluluklar, organizasyonlarının hedefe varmasını sağlamak üzere örgütün toplumdaki etkisini derinleştirmek için aynı yöntemi kullanmak zorundadır.

Türkiye’deki bütün siyasi organizasyonları örgüt kültürleri temelinde incelemek ve birbirleri ile kıyaslamak mümkün ise de burada böylesi bir hacimli çalışma hedeflenmemiştir. Yakın dönem Türk siyasi tarihinde “örgütlülük“ ve  “özgün örgüt kültürü“ açısından ciddi bir birikim arz eden MHP örgüt kültürünü teşkil eden unsurlar noktasından hareketle “örnek vaka“ olarak değerlendirilecektir. MHP özelinde Siyasi Türk Milliyetçiliği örgütlenmesi örgüt kültürü açısından ele alınarak tarih boyunca geliştirilmiş etkin örnekler esas alınarak bir örgütün kültürünü  teşkil eden unsurlar, MHP örneğinde analiz edilerek yorumlanacaktır.

MHP’nin örgüt kültürünü teşkil eden faktörlerin başlıcaları – Tarihi, Kahramanları, Fiziki çevresi  ve Sembolleri, Özgün İnançlar, Değerler ve  Varsayımlar, Özgün Dil ve Terminoloji, Örgütiçi Davranış ve  Tavırlar, Tören ve  Ritüeller, Örgüt Kültürünün Teşekkülü ve Lider- tek tek başlıklar halindeincelenmiştir.

A- MHP Örneğinde Örgüt Tarihi

Bir örgütün kültürü örgüt tarihinin bir ürünü olarak tarihi süreç içerisinde  oluştuğundan, o örgütün tarihi dikkate alınmaksızın tam olarak anlaşılamaz. Örgüt kültürü durağan bir yapı olmayıp değişken bir nitelik taşıdığı için  örgüt kültürünün ileride gelebileceği noktayı öngörebilmek için de  örgüt tarihini bilmek bir zorunluluk olmaktadır.

MHP’nin örgüt tarihini “efsanevi lideri“ Alparslan Türkeş’in parti genel başkanlığına seçildiği tarihten başlatmak pratik bir yöntem olacaktır. Alparslan Türkeş’in parti genel başkanlığına seçilmesinden önce de  değişik siyasi organizasyonların “siyasi milliyetçilik“ çalışmaları olmuşsa da Türk milliyetçiliği akımın siyaset sahnesinde bir ekol olarak yer almasını bu tarih ile irtibatlandırmak mümkündür. 1969 yılından bugüne kadar geçen sürede MHP’nin katıldığı seçimler; sergilediği siyasi performans ve oluşturduğu kadrolar siyasi Türk milliyetçiliğinin ana damarını oluşturmuştur. Yaklaşık 42 yıllık MHP tarihini bazı önemli tarihi olaylarla irtibatlı olarak 3 dönemde incelemek yararlı olacaktır:

1. 1969-1980 dönemi : Bu dönem Alparslan Türkeş’in parti genel başkanlığına seçilmesinden 12 Eylül 1980 tarihli  askeri darbe dönemine kadar sürer. Bu süreci içerisinde  MHP örgütünde ve politikalarında gözlenen değişimler pragmatik bazı hesaplar ile ilgili olduğu için göz ardı edilebilir. Bu dönem MHP’nin örgüt kültürünün temellerinin atıldığı ve kısmen de  şekillendiği bir dönem olduğu için özellikle incelenmelidir. MHP’nin TBMM’de temsil edildiği ve koalisyon ortağı olarak  hükümet çalışmalarına fiilen ilk kez katıldığı bir dönem olması yönüyle önemlidir.

2. 1980-1997 dönemi : Bu dönemde MHP’nin bir süre  hukuki sorunlar nedeniyle “siyasi“ faaliyetlerine ara vermesi söz konusu olmuştur. Ancak informal faaaliyetler devam etmiştir. Bu dönemde  Alparslan Türkeş’in tutukluluğu ardından siyasi haklarına kavuşması ; MHP’nin yeniden TBMM’de temsili ve nihayet 4 Nisan 1997’de vefatı gibi önemli köşetaşları yer alır. Bu dönemi bir “arakesit“ olarak  Türk milliyetçiliği siyasi hareketinin “rehabilitasyon evresi“ olarak  değerlendirmek gerçekçi olacaktır.

3. 1997- (bugün) ….. : Devlet Bahçeli dönemi : Alparslan Türkeş’in vefatı sonrasında 6 Temmuz 1997 tarihinde MHP Genel Başkanlığı’na Dr. Devlet Bahçeli’nin seçilmesi ile başlayan bu dönem MHP’nin “tarihinde kaydettiği en büyük seçim başarısı“yla TBMM’de temsil edilmesi ve koalisyon hükümetinin önemli bir bileşeni olarak “devlette  icra deneyimi“ yaşaması ile önemli tecrübelerin yaşandığı bir evredir. Günümüze kadar devam eden bu evrede MHP çizgisinde ağırlığını hissettiren olgu MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin fikir ve  stratejileri olmuştur. Bu dönemin ideolojik olarak en dikkat çekici yönü, MHP kitlesinin daha önce hemen hiç tanışmadığı “küreselleşme ve yerellik“ ; “etnogenetik milliyetçilik ilesosyokültürel milliyetçilik arasındaki farklar“, “ABD öncülüğündeki yeni sömürgeciliğe karşı küresel direnç odakları ile ittifak“ gibi teorik konuların Bahçeli tarafından gündeme getirilmesidir.

MHP Genel Başkanı seçildiğinden bu yana geçen tam 14 yıllık süre MHP tarihindeki Bahçeli döneminin artı ve eksileriyle değerlendirilmesi için yeterince uzun bir süredir. Liderin açıklamalarına yansıyan bu teorik konulardaki derinleşmenin bırakın MHP’nin taşra örgütlerinde paylaşılmasını MHP Genel Merkezi’nde oturan ünvanlı isimler tarafından dahi anlaşılıp benimsendiğini söylemek hayâldir.

Bahçeli’nin MHP yapılanmasına getirdiği olumlu teorik katkılar yanında dikkate alınması gereken ve bir siyasi partinin toplum ile iletişiminin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşıyan bir olumsuz bir durum ise Bahçeli döneminde etkin bir halkla ilişkiler stratejisi geliştirilmesi, ideolojik bir parti olan MHP’nin tezlerinin topluma yansıtılması için gerekli olan basın-yayın-enformasyon kanallarının kurulup işletilmesinde yetersiz kalınmasıdır.

Bunun en somut örneği Türkiye’de hemen her siyasi akımın tezlerini halkın tamamına iletmek ve propagandasını yapmak üzere organize edilmiş bir TV kanalı olmasına rağmen MHP tezlerinin halka yansıtılmasını sağlayacak bir TV yayıncılığının profesyonel anlamda organize edilememiş olmasıdır. Aynı eleştiri bugün kitle iletişiminin önemli bir kanalı haline gelmiş olan internet haberciliği ve internet medyası alanında da sözkonusudur. [1]

B- MHP Örneğinde Örgüt Kahramanları :

Bir “toplum birimi” olarak örgütler bir yandan kendi “özel tarih”lerini oluştururken kendi “özgün kahraman”larını da ortaya çıkartarak ilerler.

40 yıllık MHP tarihinde  yaşanan deneyimler; acı-tatlı olaylar ve özellikle 12 Eylül öncesi  “milliyetçi hareket”in maruz kaldığı “şiddet” kahramanlar yönünden MHP tarihine acı dolu sayfalar ve bir o kadar da silinmez izler bırakmıştır. MHP örgüt kültürünün kahramanları olarak  bir liste yapmak gerekse bu listeye yazılması gereken binlerce ismi bilinen  kişi yanında onbinlerce isimleri bilinmeyen “adsız kahramanlar”ı da hatırlamak gerekecektir.  Bir fikir vermesi için yine de bazı isimleri vermek gerekirse başta Alparslan Türkeş olmak üzere  Dündar Taşer, Gün Sazak gibi “devlet adamları” ; H. Nihal Atsız; S. Ahmed Arvasigibi “fikir öncüleri”, Dursun Önkuzu, Yusuf İmamoğlu gibi ilklerinden Mustafa Pehlivanoğlu gibi idam sehpasında can verenleri de dahil binlerce sayıları ile “ülkücü şehidler” mutlaka hatırlanan isimlerdir.

Kahramanlar, örgüt içerisindeki bireyleri etkilemekte tartışılmaz  bir motivasyon gücü teşkil ederler. Her bir MHP’li  için  siyasi önder olarak Başbuğ Türkeş; devlet adamlığı için Gün Sazak; bilim adamı olarak Erol Güngör birer örnek teşkil ederler.

Fikir ve teoriye katkıları ile öne çıkan örgüt kahramanları ise örgütün kültürel değerlerinin belirlenmesinde ve örgüte olan bağlılık duygusunun geliştirilip korunmasında etkili olmuşlardır. Bu açıdan Türk milliyetçiliği bilincinin derinleşmesi yönünden “Bozkurtlar” romanının yazarı H. Nihal Atsız’ın; MHP örgüt kültürünün ahlaki normlarının geliştirilmesi açısından “Türk-İslam Ülküsü” kitabının yazarı S. Ahmed Arvasi’nin MHP için çok değerli katkıları olduğu bilinen bir gerçektir.

C- MHP Örneğinde Örgütün  Fiziki çevresi ve Sembolleri

Örgütün kültürel  çevresini oluşturan unsurlardan birisi de fiziki ve  maddi nesnelerdir. Bunlar örgütün  ‘Genel Merkez’ binası, il ve ilçe merkez binaları, binaların mimarisi, örgütün tanıtım nesneleri (amblem; tabela vb.) olabileceği gibi örgüt belgeleri; raporlar, demirbaşlar ve dekorasyonda kullanılan her türden araç-gereç de olabilir. Örgütteki ofis alanlarının nasıl kullanıldığı, tercih edilen mobilyalar, örgüt personelinin giyim kuralları gibi fonksiyonel unsurlar da fiziki çerçevenin birer parçasını oluşturur. Son yıllarda ofis işlevlerinde önemli bir yer tutmağa başlayan bilişim teknolojisi unsurları olan bilgisayarlar; iletişim araçları da fiziki çerçeveyi oluşturan önemli birer unsur haline dönüşmüşlerdir.

Örgütte kullanılan bilişim teknolojilerinin kalitesi ve bu çerçevede kullanılan  yazılımlar, örgüt adına oluşturulan internet siteleri örgütteki teknolojik çevrenin  bir göstergesidir. Siyasi bir örgüt olarak MHP’nin resmî websitesi ve ideolojik olarak paralel konumda yer alan internet siteleri de toplum ile ilişkilerin önemli bir kanalı olarak son yıllarda önem kazanmış durumdadır.

a. MHP Genel Merkezi ve Örgüt Kimliğine Katkısı

Günümüzde bir şirketin merkez ofisinin fiziki görünümü bile önem kazanmıştır. Bir kurum binasının mimarisi sanıldığından daha fazla öneme sahiptir. Örgüt binasının mimari tarzı ve iç dizaynı gerek örgüt çalışanların gerekse hangi nedenle olursa olsun örgüt merkezine gelenlerin davranışlarını etkilemektedir. Örgüt binasının mimari özellikleri, örgütün stratejik tarzını gösteren bir sembol olarak kullanılabilir.

Bu açıdan bakıldığında MHP diğer hiçbir parti ile kıyaslanamayacak kadar nitelikli bir Genel Merkezi binasına sahiptir. [2] MHP Genel Merkez Binası’nın mimarı Ahmet Vefik Alp’in  ve iç dekorasyonunu planlayanların yaptığı tercihler MHP Genel Merkez Binası’na örgüt kültürü yönünden mutlaka değerlendirilmesi gereken özellikler kazandırmıştır. MHP tarihinde daha önce “Genel Merkez” binası olarak kullanılmış mekânları tanıyan örgüt mensupları MHP Genel Merkez Binası’nın daha kapısından  girdiklerinde bir özgüven duygusu yaşamalıdırlar.

Binanın modern yapısı yanından Türk-İslam mimarisinden ilham alınan ayrıntıların ustalıkla kaynaştırılmış olması dikkat çekicidir. MHP Genel Merkezi önünde 12 Eylül 2006 günü yapılan törenle sergilenmeğe başlanan Orhun Abideleri’nin birebir kopyaları MHP Genel Merkezi’ne gelenleri hiçbir parti için olamayacağı kadar tarihin derinliklerinden 1300 yıl öncesinden selamlamaktadır. MHP Genel Merkezi’ne yolu düşen herhangi bir – sıradan – MHP üyesinin bile Orhun Abideleri’nden biraz haberi var ise Türk tarihinin omuzlarına yüklediği sorumluk ve görev bilinci kadar görkemli bir övünç ile dolacağı kesindir. Bu inanç ve tarihin derinliklerine uzanan mensubiyet şuurunun bir örgüt için ne derecede önemli olduğu hiç bir izaha gerek duyulmayacak kadar açıktır. [3]

MHP fikri yapılanmasında önemli olan  İslami unsurları temsilen bina içerisine “önemli bir unsur olarak yerleştirilen mescid” nezih bir mekân olarak dikkat çekmektedir. MHP Genel Merkezi’nde bir kütüphane teşkili de düşünülmüşse de bu kütüphanenin ne derecede kullanılır olduğu meçhuldür.

MHP binasının tek başına bir anlam taşımadığını, içinin boş olması halinde hiçbir faydası olamayacağını söyleyenler de oldukça fazla sayıdadır. MHP Genel Merkez yönetiminde ortaya çıkan zafiyet sonrası daha da güçlenen muhalif sesler, MHP’deki mescidin fonksiyonel hale getirilmesi konusunda üzerilerine düşen görevi yerine getirmedikleri takdirde eleştirileri yıkıcı bir kampanyanın aleti olmaktan öteye gitmez. [4]

b. MHP Binalarındaki Maddi Nesneler

Örgüt binalarının şekli nitelikleri ve bu niteliklerdeki değişiklikler çoğunlukla örgüt  kültüründeki ayrıntıları da ele verir. Önemli markaların tüm Türkiye’ye yayılmış mağaza zincirlerinde standard  mağaza dekorasyonu ve tabela tarzları geliştirmeleri bunun tipik birer örneğidir. Parti örgütleri de tüm Türkiye’deki temsilciliklerinde  benzeri bir fiziki yapılanma sergilemek durumundadır. Parti temsilciliklerindeki tabela tutun da birim temsilcisinin odasında duvarda asılı bulundurulan çerçevelere kadar her şey bu kapsamda değerlendirilmelidir.

c. MHP Parti Amblemi

Örgüt sembolleri, örgüt için özel ve farklı anlam taşıyan nesneler; biçim, söz, ya da eylemler olabilir. Bir ticari kurum  sözkonusu ise “logo” ve kullanılan kurumla özdeşleştirilmiş özel renkler en çok dikkat çeken sembollerdendir. Bir parti için de her türlü basılı malzemede özel amblemin ve özel  bir rengin tercihi örgüt kültürü yönünden özellik kazandırır.  Bu açıdan bakıldığında siyasi partilerde örgüt kültürünü oluşturan maddi nesnelerden önemli biri de  “parti amblemi”dir.

1969 yılında yapılan tarihî kongre sürecinde MHP için amblem olarak seçilen “Üç hilâl” bir yandan Osmanlı tarihinin kök sembollerinden birisi olarak hem de 40 yıllık MHP birikiminin bir özeti olarak tek başına çok önemli bir misyon ifa etmektedir.  MHP “parti amblemi“nin tarihi çağrışımları, sadeliği ve hatırlanabilirliği ile hemen öne çıktığı görülmektedir. [5]

d. MHP Resmî (Kurumsal) Websitesi

MHP’nin kamuoyuna açılan yüzlerinden birisi -ve belki de son yıllarda en önemlisi- haline gelen kurumsal nitelikteki websitesi mhp.org.tr adresinden yayınlanmaktadır. MHP websitesinin estetik ve içerik olarak eleştirilmesi bu yazının ana hedeflerinden birisi olmadığı için ilgili okurları verilen adrese yönlendirmekle yetinmek isterim. [6]

(Devam edecek)
———————————–
İletişim: atahayati@gmail.com
[1] Gülen cemaatinin STV’den ZAMAN gazetesine bir medya devi haline dönüşmesi sürecini son 10 yılın tarihini bilen herkes hatırlar. Doğu Perinçek’in Ulusal Kanal, BTP lideri Haydar Baş’ın Mesaj-Meltem TV örnekleri de hatırlanmalıdır. Başarısız ATA-TV deneyi yanında uydu üzerinden yayın yapan Bengütürk-TV’nin etkinliği hiçbir ülkücünün memnun olabileceği bir nitelik arz etmemektedir.
[2] MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yeni genel merkez binasına taşınılırken yaptığı önemli konuşma bu gururu yansıtır. Yeni Genel Merkez binasına taşınıldıktan 3 ay kadar sonraki ziyaretimde “hayırlı olsun” dileklerime cevaben Bahçeli, kısa süre önce toplu olarak MHP Genel Merkezi’ni ziyaret eden Türk Cumhuriyetleri büyükelçilerinin MHP için iyi dileklerini büyük bir memnuniyetle aktardıktan sonra : “Bu Genel Merkez binası benim MHP’ye yaptığım en önemli hizmetlerden birisi olarak kabul edilmelidir.” demişti. Daha sonra AKP ve CHP de görkemli genel merkez binalarına taşındı. Bahçeli’nin 29 Mayıs 2004 tarihli MHP Genel Merkez Açılışı konuşması için bakınız: http://www.mhp.org.tr/gbk.php?content=160&cat=15
[3] MHP Genel Merkezi önüne 12 Eylül 2006 günü yapılan törenle yerleştirilen Orhun Abideleri’nin sergilenmeğe başladığı gün yaptığı konuşma ile MHP lideri Dr. Devlet Bahçeli şunları söylemiştir: “…Önünde bulunduğumuz bu üç kutlu âbide, aradan geçen 13 asra yaklaşan zamana rağmen anlamını koruyarak, Türk’ün tarih sahnesine kendi adı ile ve kendi alfabesi ile damgasını vurduğu ilk vesikadır… Bu, aslına sadık kalarak, aynı ebad ve görünümde yapılan ve dünyada benzerleri olmayan üç âbidenin orjinalleri, Ankara’dan tam 5600 km ötede, ata toprağımız Orhun Vadisi ve Ötüken kıyısında sonsuza kadar seslenmeye devam edecektir. … Bu tarihi âbidelerden Kültigin yazıtı 1274, Bilge Kağan anıtı 1271 ve Bilge Tonyukuk Anıtı ise 1286 yıl önce ebediyete kadar kalmak üzere büyük Türk milletinin şerefine emanet edilmiştir. Türk tarihin çok onurlu bir sayfasını aralayan Bilge Kağan’ın “Türk, Oğuz beyleri, milleti işit.” Çağrısı, babadan oğla, dededen toruna geçerek yüzyılları aşabilmiştir. Tarih boyunca dara düştüğümüz, sosyal, siyasal ve ekonomik anlamda buhran yaşadığımız her dönemde olduğu gibi, günümüzde de milletimizi dünya milletleri arasında yeniden şerefli mevkisine çıkartacak milli sır, Orhun’dan günümüze gelerek karşımızda dimdik duran bu ölümsüz mesajlarda gizlidir. … Bilge Kağan’ın, âbidenin kuzey yüzünde, diktirdiği kitabenin maksadını açıklarken sarfettiği “Türk beyleri, milleti, bunu işitin! Türk milletini toplayıp il tutacağını burda vurdum. Yanılıp öleceğini yine burda vurdum. Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin.” sözleri Türk milletinin yaşama ya da yok olma arasındaki eşsiz tecrübelerinin uyarısıdır. … Kültigin Anıtında “Tanrı bağışlasın, devletim var olduğu için, kısmetim var olduğu için, ölecek milleti diriltip besledim. Çıplak milleti elbiseli, fakir milleti zengin kıldım. Az milleti çok kıldım.”  ifadeleri bunun kanıtıdır. Bu yüksek sorumluluk taşıyan sözler, yönettiği büyük milletin gücünden ve kimliğinden habersiz, ömrünü basit ve günlük çekişmeler ile dolduran, kişisel ikballerinin peşinde koşan ilkesiz ve iki yüzlü yöneticilere de tarihi bir ders niteliğindedir…”
[4] MHP Genel Merkezi’ni ziyaretlerimde hemen daima hiç değilse bir vakit namazını kılmaya özen gösterdiğim mescidin tenhalığı hep gönlüme dokunmuştur. Yaklaşık 200 kişinin günlük mesai için ve ziyaret maksadı ile bulunduğu bir mekândaki mescidin daha fonksiyonel olması beklenir.

[5] MHP’nin Üç hilalli ambleminin günümüzde “arkaik” kaldığı ve “artık değiştirilmesi gerek”tiği gibi benim gibi pek çok kıdemli ülkücüyü sinirlendirmesi muhakkak olan önerilerin bazı “yeni MHP’liler” tarafından seslendirildiğini bilmek gerek.

[6] MHP resmî websitesi: http://www.mhp.org.tr
 

Bir Cevap Yazın