Free songs
Ana Sayfa / Genel / O BİR KEŞİŞ – O BİR MAYMUN

O BİR KEŞİŞ – O BİR MAYMUN

O BİR KEŞİŞ – O BİR MAYMUN

15 Temmuz gecesinde ülkemizde icra ettikleri “Nâkıs Darbe” girişimi ile bütün gündemi alt eden hainlerin akıl hocası F. Gülen ve etrafındaki “has daire” kadrosunun zaman zaman tasavvufî usul ve özelliklerden yararlandıkları biliniyor. Kerameti kendilerinden menkul ‘has daire’de “F. Gülen’in manevî varisi” olarak tanınan/tanıtılan Abdullah Aymaz’ın yazıları bunun çok tipik örnekleri ile doludur. Fakat konunun bu yönü maalesef ne akademik çevrelerde ve ne de cemaatin türlü-çeşitli manevralarına muhatap olmuş tasavvufî topluluklarda ele alınıp değerlendirilememiştir. Bu fikrî ve manevî atalet neticesinde, birçok yurdumuz gencinin ruh ve gönlü uydurma rivayetler, şişirilmiş zuhuratlar ile iğfal edilmiş ve sonuçta kendi ülkesinin silahları ile kendi vatandaşlarına kurşun, bomba atar hale getirilmişlerdir.

Bu konudaki nadir istisnalardan M. Mücahit Küçükyılmaz, 18 Ekim 2014 tarihli Star gazetesinin “Açık Görüş” ekinde yayınlanan ve daha sonra “Hükümdar ile Şeyh” adı ile yayınlanan eserinde yer verdiği “Rüya ile riya: Ehlisünnet ve’l-cemaat olmak” başlıklı yazısında şöyle yazmıştı: “Gülen grubu, yükselme döneminde benzer yolları grup içinde yeterince kullandı. Ev, semt, bölge imamı abilerin üçüncü şahıslar hakkında gördüğü rüyalardan tutun da, Rasulullah’ın (AS) bizzat evlere teşrif ettiği, namazlara imamlık yaptığı, istişare ve himmetlere katıldığı ve talimatlar verdiği gibi iddialar rüyayı da aşan bir yarı gerçeklik biçiminde saf gönüllere aktarıldı. Sonuçta birtakım dünyevi iktidar kazanımları elde edildi. Rüya ile amel olmaz, hatırlatması yapınca, karşımıza yakaza âlemi çıkarıldı. Tabii, her şeyi kayıt altına alanlar rüyayı ve yakazayı kaydedecek teknoloji henüz icat edilmediği için, bu konuda geleneksel ravi metodunu kullanıyordu. Şunu bir türlü anlatamadık: Senin rüyan dinen seni bile bağlamaz iken, üçüncü şahıslara niye teşmil olunsun ki! Sen dahi gördüğün rüya ile amel etme mecburiyetinde değil iken, onunla beni amel etmeye niye zorluyorsun? Rüya nübüvvetten bir cüz olarak keramet içeriyor dahi olsa, rüya görenin kendi kerametini medyada dolaşıma sokması ayıp olmuyor mu?”

Bu sorular bugüne kadar yanıt bulamadığı gibi 15 Temmuz 2016 günü foyası ortaya çıkan ihanet şebekesinin en akıllı tevilci elemanı tarafından bile artık yanıtlanamayacağı ortadadır. Bu noktada isminin yayınlanmasına izin vermeyen ancak 2016’da gördüğü rüyanın F. Gülen’in gerçek çehresini ortaya serdiği için yayınına izin veren bir derviş arkadaşımın rüyasını “duvar yıkıldığı yerden onarılır” düsturu ile buradan paylaşmak istiyorum:

2016 yılında kayda giren ve bana tabir etmem ricası ile iletilen rüya, psikolojide “Lucide Dreams” İslâm literatüründe “Haberci Rüyalar” olarak adlandırılan sınıftandır. Rüyada, bugün âlem-i bekâdaki bir Allah dostunun ismini dahi anmak istemediği için “Amerika’daki Adam” olarak tesmiye ettiği ihanet şebekesi başının maneviyattaki kimliği “nasranî zünnarlı keşiş” olarak gösterilirken nefsinin zamiri de bir “maymun” olarak tasvir edilmektedir. Fazla söze gerek yoktur, Allah şahid rüya nakledilirken üzerinde en küçük bir müdahalede bulunulmamıştır. Buyurun okuyun:

***

RÜYA

Rüyâyı gördüğüm esnâda güneş ışıkları yoğun biçimde yattığım odanın içine giriyordu. [Bunu nerden biliyorum? Genelde uyanma ânımdan hemen önce rü’yâ görürüm (gösterilir), unutmayayım diye.]

Yattığım odanın penceresinden kuvvetli gün ışığının içeriye girmesi gibi, bahsettiğim kişinin evinin salonundan gün ışığı aynı şekilde giriyordu. Evin içindeki kristal ve cam eşyâların çokluğu dikkat çekiciydi. Gün ışığının üzerlerine düşmesiyle ışıl ışıl parlıyorlardı. Ev züccâciye dükkânı gibiydi.

Bahse konu kişi (FG), salonun ortasında ayakta duruyor ve tam gözümün içine bakıyordu. O beni görmüyor, evin penceresi yönüne doğru bakıyordu. Ben onu tam karşıdan izliyordum.

Gözlerimi yüzünden ayırdım ve kıyafetini incelemeye başladım. Başında bir takke, üstünde çok ince sarılmış beyaz bir sarık vardı. Elbisesi ise tek parça, yakasız Arap örfüne mahsûs bir kıyafet idi. Ev içine mahsûs ince bir kıyafet gibiydi. Kıyafetini incelerken belinde halat kalınlığında bir ip-kuşak dikkatimi çekti. Kıyafet beyaz, beldeki kuşak ise siyahtı. Bu bağın (kuşağın), Hıristiyan keşişlerinin bellerine bağladıkları zünnâra işâret olduğunu anlamıştım. [Arap örfüne mahsûs entariye benzer bu kıyafetin ve hiç bir İslâmî kıyafetin, bir ögesi olarak bele kalın bir ip gibi bir kuşak dolandırılmayacağını biliyorum.]

Bahse konu kişinin (FG) kıyafetini incelemeye devâm ediyordum: Hıristiyanların önemli bir alâmet-i fârikası olarak bilinen bu kuşağın, tek parça yakasız ve ayak bileklerine kadar uzanan kıyafetin formunu değiştirdiğini fark ettim. Dümdüz bir kolon gibi bileklere kadar inmesi gereken kıyafetin, kuşağın da etkisiyle bir kadın eteği formu aldığını gördüm.

Bir de baktım ki, ayak bileklerinde bitmesi gereken elbisenin ucu, diz kapağının hemen altında bitiyor; yanî elbisenin boyunu kısalmış gördüm. Kuşağın varlığı ve bileklere kadar inmesi gereken kıyafetin diz kapağın altına kadar kısalması, kıyafeti kadın eteği formuna yaklaştırmıştı.  Buna ilâve olarak, elbisenin içinde düz olması gereken beden formunu da hafifçe yamulmuş olarak gördüm. Uzun bir cübbe veyâ Suudi Arabistan entarisi gibi olan kıyafet etek gibi olmuştu.

Rüyâmda olağandışı bir şey olduğunu fark etmeden malum şahsı (FG) izlemeye devam ediyordum. Dikkatimi çeken etek formuna baktığımda bir detay beni irkiltti:

Dizkapağı ile ayak bilekleri arası çok yoğun bir biçimde kıllıydı. Bu bacağın bir insan bacağı olmadığını [maymun bacağı olduğunu] farkettim fakat yine de hiç bir anlam veremiyordum.

Bu duruma bir anlam veremeyişimin hemen ardından, salonun ortasında ayakta duran ve direkt olarak bana bakan (pencere istikâmetine bakan) malum şahıs (FG),  büyükçe olan salonun ortasından salonun bana göre sağ tarafına doğru atik bir şekilde yürümeye başladı. Yüzünün istikâmetini bana doğru dönük tutma gayretiyle [maymun gibi] hafif yan yan gidiyordu.

Yürümesini gördüğümde bu sefer korkuyla karışık irkildiğimi hatırlıyorum.

Bembeyaz kıyafetin içindeki çarpık siyah kıllı bacaklar yürürken sekiyor, her adımında [maymun gibi] omuzu bir düşüyor bir kalkıyor, böyle yürürken omuz bir iniyor bir çıkarak salınıyordu. Cübbeyi andırır kıyafetin içindeki yaratığın yürümesini seyrederken dehşetli bir manzarayı izliyordum. Salonun bir ucundan diğer ucuna gittikten sonra tekrâr salonun ortasındaki konumuna geldi.

O yürüyüşün arz ettiği manzaradan sonra anladım ki baş kısmı hâriç (ellere de dikkat etmedim) elbisenin içi [FG’nin bedeni] maymun bedeniydi.

***

Rüya burada bitiyor.

Bu rüyada iki nokta önem taşıyor: 1) Malum şahsın (FG) belindeki zünnar ve 2) Cübbe içerisindeki yaratığın bir maymun türü olması.

Klasik tasavvuf kaynaklarında rüyada görülen yaratıkların kişinin nefsinin manadaki aslını işaret ettiği kaydedilmiştir. (Bu konuda ilgili okura Osmanlı döneminin Nakşbendi mürşidlerinden Hafız Hulusi Efendi’nin “Nefs Mertebeleri” adı ile Sebil yayınevi tarafından basılan kitabı tavsiye olunur.)

Buna göre, “Amerika’daki Adam”ın nefs sureti bir “maymun” iken, rüyada gösterildiği üzere beline bağlanmış olan zünnâr ise İslamdışı halinin göstergesidir.

Uydurulmuş ve şişirilmiş rüyalarla örülmüş bir “Baykuş İmparatorluğu” sarayı yine oradan yıkılacaktır.  Keşke herkes adı geçen ile ilgili olarak kendisine gösterilen bu türden rahmanî rüyalarını yazsalar -veya en azından anlatsalar- da, masum Anadolu çocukları kendilerine yapılan propagandalarla “hakkında ayet indirildiği”, “âhir zamanın beklenen ‘salih zat’ı olduğu” üfürmeleri ile dünya ve ahiret hayatlarını berbat etmekten kurtarılabilseler…

Hakkında editor

Yoruma kapalı.

Yukarı Kaydır