Dîvân-ı Hikmet

Divan-ı Hikmet kitabında neredeyse bin yıldır Türk’ün gönül gözünü ışıtan bir ışık saklıdır. Bu ışığın huzmeleri her bir hikmetin satırları arasından süzülerek ruh dünyamızı aydınlatmaya uzun bir zulmet devrinden sonra bütün Türk yurtlarında yeniden başlamıştır. More »

Yesevî Atadan Öyküler

Tarihimizin en büyük isimlerinden biri olan Ahmed Yesevî’nin hikâyeleri yüzyıllar boyunca dilden dile dolaştı. Yüzyıllar önce yaşayan çocuklar bu hikâyelerle büyüdüler, büyükler bu hikâyelerle büyülendiler. Eskiden gönüllerimiz nasıl Ahmed Yesevî ile hayat bulduysa, şimdi de Yesevî’nin hayat dolu nefesi içimizi ısıtacak. More »

Türk Yurtları Üzerine Notlar

Bu kitaptaki yazıların yazılma sürecinde etkin politik-kültürel aktörler olarak yazılarıma konu olmuş -ve bir kısmı ile tanışma şerefine nail olduğum- bazı Türk önderleri, yeryüzündeki fanî hayatlarını tamamlayıp Allah’ın engin rahmetine ve sonsuzluğa tevdi edildiler. Bu çerçevede Azad Bek Kerimî, Ebulfeyz Elçibey, Sadık Ahmed, Rauf Denktaş ve Türk yurtları edebiyatının aşılmaz görünen yüce ismi Cengiz Aytmatov’u rahmetle anmak isterim. More »

İşaret Taşları

Türk yurtlarının ruh dünyasını aydınlatan kutlu kaynaktan birkaç rengi yansıtmak niyetimle yola çıkıyorum. Bu yol boyunca konaklayacağımız her bir ribatta, dergâhta, hankâhda, bir nebze soluklanarak -İnşaallah- “güzel bir yürüyüş“ eyleyeceğiz… Yesi’den, Buhara’dan, Semerkand’dan, Kaşgar’dan güzel kokular taşıyan esintiler getirmeye çalışacağız takatimiz yettiğince… More »

Kafkasyadan Anadoluya Göçler

Geçtiğimiz yüzyılın başlarında Kafkasya’dan Anadolu’ya doğru gerçekleşen ve günümüz Türkiyesi’nin dini, etnik ve kültürel yapısında bile tesirleri süren göçler hakkında çok fazla şey bilinmemektedir. Bu kitap, göç olayını hikaye eden bir eser olmayıp bu ‘muazzam vakıa’nın oluşumunda rol oynayan ve arka planı teşkil eden gerçeklere ışık tutmaya çalışması ile, alanında Türkiye’de yayınlanan ilk eserdir. More »

Pîr-i Türkistan HOCA AHMED YESEVÎ

Hoca Ahmed Yesevi biyografisi ve Divan-ı Hikmet hakkında kitabiyat bilgileri. Dr. Hayati Bice\\\\\\\\\\\\\\\'nin Yesevilik Araştırmaları *** Bu kitapta Pîr-i Türkistan’ın hayatı, etkileri ve “Hikmet” adı verilen şiirlerinden seçmeler sunulmaktadır. Eserde yer alan “Yesevîlik Âdâbı” bölümü ise Ahmed Yesevî’nin kurucusu olduğu tasavvuf yolunun uygulamalarının günümüz insanına ulaşmasını sağlamıştır. More »

Divân-ı Hikmet\'in kavram haritası, Yesevî irşadının önceliklerini göstermektedir. Divân-ı Hikmet’in içerik analizine tabi tutulması hikmetlerdeki mesajların günümüz insanlarına ulaştırılması noktasında faydalı olacaktır. Hikmetlerde üzerinde durulan kavramların ortaya konması, Türk tasavvuf geleneğinin hangi temeller üzerine oturduğunu göstermesi açısından önemlidir. Divân-ı Hikmet’teki bazı sayılı kavramları ele alan örnekler bulunsa da kavramların tamamının ele alınması yönünden bu çalışma öncü niteliktedir. More »

 

Seçmen Kimdir? Nasıl Seçer?

Seçmen Kimdir? Nasıl Seçer?

 

a.‘Genç Seçmenler’

 

‘Genç Seçmenler’ Nereye Akacak?

 

Milletvekili aday listelerinin şekillenmesinden sonra, artık gözler partilerin seçim kampanyalarına çevrildi. Meydanlardaki heyecanın seçim sandığına neredeyse birebir yansıdığını iddia eden gözlemcilere göre, bu seçimlerde, partilerin kaderini “genç seçmenler” olarak adlandırılabilecek 30 yaş altındaki seçmen kitlesinin hangi tercihte bulunacağı belirleyecek.

Ülkemiz siyasetini takip edenler zaten iyi bilirler ki hemen her seçim öncesinde ‘gençlik rüzgârları’ estirilir. [1] Bu seçim döneminde de yine aynı rüzgârların estirilmeye çalışılması beklenen bir durum… Seçmen kitlesi içerisinde kayda değer bir oran teşkil eden genç seçmenlerin oylarını alabilmek için milletvekili aday listelerine birkaç genç ismin yerleştirilmiş olması söz konusu ediliyor. Milletvekili aday listelerine bakıldığında seçilebilecek sıralardaki gençlerin oranının asla yaşlı parti demirbaşlarını dengeleyecek sayıda olmaması yaşanıp görülecek bir gerçek olarak şimdiden görülebiliyor.  Görev süresi sona eren üzere olan bir önceki TBMM milletvekillerinin yaş ortalamasının 55’e yakın olduğu düşünülürse kamuoyu önünde tekrarlanan “gençliğe önem verme” söylemi ile gerçeğin birbirinden ne denli uzağa düştüğü hemen anlaşılır. Bu durumun bu seçim döneminde de değişip değişmediği, daha net olarak seçilen yeni milletvekillerinin yaş ortalamasına bakılarak kısa sürede anlaşılacaktır.

 

Gençlik Durumları

 

12 Haziran 2011 günü yapılacak genel seçimde ilk kez oy verecek genç seçmen kitlesinin tercihleri neredeyse seçim sonucunu etkileyecek derecede önemlidir. Bu seçmen kitlesi büyük çoğunluğu ile herhangi bir partiye mensubiyet hisleri duymamaktadır. İlk genel seçimde oy kullanacak kitlenin %10 kadarını oluşturan bu yeni seçmen kitlesi, nitelikleri yönüyle de bazı olumlu özelliklere sahiptir. Bu kitle hem eğitim düzeylerinin genel toplum ortalamasına göre yüksekliği hem de kendilerine iletilecek mesajları kavrama kapasitelerinin yüksekliği ile yapılacak çalışmalarla tercihleri etkilenebilecek bir gruptur.

Bütün partiler yapacakları ciddi bir planlama ile siyasi kimlik olarak nötr durumdaki genç seçmen kitlesini kolayca yanlarına çekebilirler. Ancak son yıllarda gerek yozlaşmış internet ortamları, gerekse “pop ve top” kültürünün etkisi ile genç kitle içerisinde ülkesinin dert ve sorunlarına yabancılaşma oranı oldukça yükselmiş durumdadır. Burada kırk yıldır MHP hareketi ile birlikte yürüyen ve büyüyen “Ülkü Ocakları”na büyük görev düşmektedir. Yapılacak çalışmalar öncelikle kültürel yozlaşmayı önlemeğe ve daha sonra bu genç kitlenin dinamizmini ülke ve toplum yararlarına yöneltmeğe yönelik olmalıdır.

İdealizmi pörsümemiş bireyler olarak kendi şahsi çıkarlarından önce toplumun yararlarını düşünebilecek ve büyük dâvâ ve ülküler için harekete geçmeğe hazır genç kitlelere yönelik yoğun mesajlar içeren bir propaganda faaliyeti gerçekleştirilmelidir.

 

Gençlik Neden Önemli?

 

Bugün partilerin birbiriyle yarışırcasına “gençlik” yarıştırması boşuna bir gayret olmayıp bazı pragmatik temellere dayanmaktadır. Seçmen kitlesi yaş ve eğitim düzeyi yönünden incelendiğinde siyaset profesyonellerinin gençlik ilgisinin nedeni kolayca anlaşılır. Teknolojik ürünlerin reklam kampanyalarının planlanmasında da genç tüketicilerin hedeflenmesi bilinen bir pazarlama stratejisidir. Genç seçmen kitlesinin eğitim düzeyinin ortalama seçmen kitlesine göre daha yüksek oluşu siyasi reklam kampanyalarında da dikkate alınmaktadır. Popüler kültürün tüketim kanallarında önemli bir yeri olan TV dizilerinde “68’li kuşak”, “12 Eylül Kuşağı” vs. diye gençlik hareketlerini işleyen yapımcılar, o dönemlerin bazı isimlerini  “büyük gençlik lideri” havasında ekranlara getirmektedirler. Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da açılan bir parka “Deniz Gezmiş Parkı” ismi verilmesi de, bu kapsamda değerlendirilmesi gereken bir ‘şark kurnazlığı’dır.

Bugün mevcut seçmen kitlesi içinde yaşları 18-25 arasındaki en genç grubu teşkil eden seçmenlerin oranı yaklaşık % 15 ‘tir; yani, her yüz seçmenden onbeşi gerçekten her yönüyle genç sayılabilecek -ve hemen yarısı seçimlerde ilk kez oy kullanacak- seçmenler olacaktır. Seçmen kitlesi içindeki genç grubu izleyen 25-40 yaş arasındaki seçmen grubu ise bütün seçmenler içinde % 34 oranına ulaşmaktadır. 18-40 yaş arasındaki seçmenlerin genç sayılabilecek grubunun oranı ise %49’u geçerek neredeyse seçmenlerin yarısını teşkil etmektedir.  Yani seçimde oy kullanacak her iki kişiden birisi 40 yaş altındaki kişiler olacaktır. [2]

Bir parti sadece 40 yaş altındaki seçmenler üzerine bir strateji geliştirse ve bu kitle içinde her dört seçmenden birisinin oyunu alabilirse ülke genelinde % 12 oranına ulaşacaktır. Bu o parti için ülke barajının aşılması demektir. Bir başka ifade ile 40 yaş altındaki seçmenlerden hatırı sayılır bir oranda oy almayı başaramayan bir partinin büyük bir seçim başarısı kazanması mümkün değildir.

Bir parti samimiyetle 40 yaş altındaki seçmen kitlesinin oylarına talip olacaksa aday listesinin en azından yarısını, hiç değilse önemli bir oranda aday sıralamasında seçilebilecek bir konumda yer alacak isimleri bu yaş grubundan seçmelidir.

 

Genç Seçmenlerin Seçmen Kitlesinden Ayrışan Davranışı

 

Genç seçmenlerin davranışının genel kitleden ayrışması, bir örnek olarak MHP seçmen kitlesi üzerinden gösterilebilir. 1970’li yıllardan başlayıp bugünlere kadar millî değerlere sahip üniversiteli gençlik arasında her zaman belirgin bir yeri olan ülkücüler, MHP seçmen kitlesinin en dinamik kesimini oluşturur. Bu gençler arasından çıkarak daha sonraki yıllarda her bir meslek grubunda her biri kendi alanında söz sahibi insanlar olarak yerlerini almış duruma gelen kadrolar içerisinde yer alan hemen herkesin seçim dönemlerinde MHP kampanyalarında yürüttüğü aktif görev ile ilgili bir anı vardır. Bugün de Ülkü Ocaklı gençlerin MHP seçim kampanyasının önemli bir unsuru olacağı kesindir. Bu gençlik kitlesinin bir diğer özelliği ise çevrelerindeki seçim kampanyalarına ilgisiz aile büyüklerinin oylarını MHP’ye taşımakta icra ettikleri önemli fonksiyondur.

Konda Araştırma Şirketi’nin yetkilisi olarak elde ettikleri bir takım güncel veriler ışığında MHP tabanına biraz daha yakından bakan Bekir Ağırdır’a göre [3] MHP seçmen kitlesinin %37’si 18-28 yaş grubundandır. Bu gruptaki seçmen sayısının Türkiye oranı %29 olduğuna göre MHP seçmen kitlesinin bariz oranda genç nitelikli olduğu söylenebilir. 29 yaş üzerindeki seçmen kitlesinde ise MHP’nin oy oranı Türkiye ortalaması altına düşmektedir. Buna göre MHP’nin bir seçim başarısı elde edebilmesi için özellikle genç seçmenler arasındaki tercih edilme oranını koruması gerekmektedir.

Yaşlı sayılabilecek 40 yaş üzerindeki insanların neredeyse kemikleşmiş siyasi tercihlerini değiştirmenin zorluğu -hatta imkânsızlığı-  önceki seçim sonuçlarının analizinden anlaşılmaktadır. Tüm seçmen kitlesinin yarısını oluşturan bu “çokbilmiş” ve tabir yerinde ise “kaşarlanmış” seçmenler yerine genç seçmen kitlesi içinde oluşturulacak dâvâya inanmış sempatizanlar yoluyla tüm seçmenlerden tek tek insanların oylarına talip olunması kitle iletişim araçlarının desteğini alamayan ideolojik formasyona sahip partiler için yararlı olabilir.

A&G Araştırma Şirketi’nin sahibi ve analist Adil Gür seçimlerde genç oylarını almak hususunda CHP ve MHP’nin AKP’nin önünde olduğuna inanmaktadır: “Her seçim döneminde olduğu gibi ilk kez oy kullanacak genç seçmenler CHP ve MHP’ye genel ortalamanın üzerinde oy vereceklerdir. Bunun en önemli nedeni işsizlik algısı. Son sınav tartışmasının gençler üzerinde etkisi olacaktır. Çünkü sınava girenlerin neredeyse tamamına yakını ilk kez oy kullanacak seçmenler. Yapılan açıklamaların genç seçmenler ve ailelerini ne oranda ikna ettiğini araştırmalarda göreceğiz.”[4]

Seçimlerden önce internet ortamında başlatılan “Gençlere yer vermeyene oy vermiyoruz’’ sloganıyla yürütülen “Geç Değil Genç’’ kampanyasının aday listelerinin belirlenmesinde parti zirvelerinde pek de ciddiye alınmadığı görülüyor. [5] Bu ciddiye almam durumunun genç seçmen psikolojisini nasıl etkileyeceğini tahmin etmek mümkün değil. Ancak şu bugünden tahmin edilebilir ki,  12 Haziran 2011 seçimlerinde ‘genç’ seçmenin oyunu almak isteyen partilerin nasıl bir liste ile ortaya çıktıkları kadar milletvekili adaylarının yaş ortalaması da dikkate alınacaktır; tıpkı oylarına talip olunan ‘kadın’ seçmenlerin önüne kaç tane kadın aday koyabildikleri kadar önemli bir faktör olarak…

Seçimin kesin sonuçları 12 Haziran akşamı açılan sandıklar tasnif edilip açıklandığında kaç tane “genç milletvekili”nin seçildiğini göreceğiz. Sonra da unutacağız tabii gençleri; bir sonraki seçime kadar !…

 

b. Siyasette ‘Kadın’ Faktörü

 

12 Haziran 2011 seçimlerinde ‘kadın’ seçmenlerin şimdiye kadar yapılan tüm seçimlerden daha etkin bir katılım ile oy kullanmaları bekleniyor. Bir yandan “Kadın Adayları Destekleme Derneği (Ka-Der)” bir yandan da “Başörtülü Aday Yoksa Oy da Yok” platformu siyaseti zorlamağa aday görünüyor. TBMM’de siyasi temsil anlamında kadın milletvekili sayısının yetersizliği herkesin kabul ettiği bir gerçeklik. Kadın seçmenlerin TBMM’de daha fazla kadın milletvekili istemelerinde ülkemizde kadın hakları bilincinin artması yanında eğitimli kadın sayısının da her seçimde daha ağırlıklı hale gelmesinin mutlaka etkisi var.

Kadın seçmen kitlesinin TBMM’de eksik temsilinin çok tipik bir örneğini veren MHP’nin seçmenleri arasında kadın seçmen oranı %31 iken sadece iki kadın milletvekili bulunan MHP grubunda kadın milletvekili oranının % 3 oluşu çok dikkat çekicidir. [6] Kadın seçmenler arasında kabul görme oranının düşüklüğü nedeniyle ülke genelindeki oy oranı aşağıya düşen MHP’nin yapılacak seçimde kadın adaylara seçilebilecek yerlerde bir sıralama ile aday listelerinde yer vermesi gereği açıkça görülmektedir.

Kadın seçmenler de MHP’ye erkek seçmenler kadar oy verseler MHP’nin ülke genelindeki oy oranının en az %5 puan yükselmesi aritmetik bir sonuç olarak ortaya çıkmaktadır.  (Bkz. Grafik) Bu durumun farkında olan bazı MHP yöneticilerinin çözümden uzak söylemleri medyada da yer buldu.[7] Bir Genel Başkan Yardımcısı: “En son oy sayımız 6 milyon 375 bindi. Bunların 3 milyonu kadın, 3 milyonu erkek değil. Nasıl biliyor musunuz? Bunların 4 milyon 200 bini erkek, 1 milyon 800 bini kadın. Bu ne demek; bizim erkekler hep bekâr ya da eşleri oy vermemiş, ikisinden biri.” sözlerinden sonra bu durumu “erkeklerin evde hanımlarına efelenmeleri” ile izah ediyordu.

 

Kadın Seçmen Kitlesinin Eğitim Düzeyi

 

TÜİK verilerine göre toplam seçmen kitlesi içinde 25.541.365 kişilik bir grup oluşturması gereken kadın seçmenlerin ortalama eğitim düzeyinin genel seçmen kitlesine ve erkek seçmenlere göre daha az olduğu bilinir. Bunda geleneksel toplum anlayışının olduğu kadar sosyoekonomik şartların da etkili olduğu ortadadır. Lise ve üniversite düzeyinde eğitim alan kadın sayısının giderek artması kadın seçmen kitlesinin eğitim kalitesini de yükselttiği görülüyor. Lise ve üzerinde eğitimli kadın seçmen sayısı bu seçimler için 6.862.380 olarak önemli bir orana ulaşmış durumdadır. Bu oran kadın seçmenler arasında %26,7 iken genel seçmen kitlesi içerisinde yaklaşık %13 oranına karşılık gelmektedir. [8]

 

Kadın Seçmenin Oyunu ‘Özgür’leştirmesi

 

Geleneksel olarak eşinin veya aile büyüklerinin yönlendirmesi ile siyasi tercihte bulunduğu söylenegelen kadın seçmenlerin tercihinde bu seçimlerde şahsi değerlendirmelerinin ön plana çıkacağı tahmin edilmektedir. Bu oy kullanma bilincinde iletişim kanallarının herklesin erişimine imkân sağlayacak şekilde yaygınlaşması yanında genel eğitim düzeyindeki yükselişe paralel olarak kadın seçmen eğitim düzeyinin de yükselmiş olması etkin olmaktadır.

“Başörtülü Aday Yoksa Oy da Yok” sloganıyla gündeme gelen İslâmî eğilimlere sahip eğitimli kadın seçmen kitlesinin milletvekili aday listelerinden kaç başörtülü kadının seçilerek TBMM’de temsilini sağlayabileceği konusu bir meçhul durumunda ise de geleneksel olarak başörtülü kadın oylarını ‘çantada keklik görme’ anlayışının da sarsılmakta olduğunun bir göstergesi olarak okunabilir. Her türlü engellemeye rağmen öğrenimlerini sürdürerek hayata atılan tesettürlü kadınların bu protestolarının yersiz olduğunu hiç kimse iddia edemez.

 

Kadın Seçmene Yönelik Kampanyalar Nasıl Seyreder?

 

Milletvekili aday listelerinde diğer partilerden daha fazla sayıda kadın adaya; daha iyi sıralarda yer veren partilerin seçim kampanyaları sırasında bu farklılığı vurgulamaları beklenen bir durumdur. Aday listeleri kesinleştikten sonra hiçbir karşı propaganda ile göğüslenemeyecek bu propagandadan etkilenecek kadın seçmen sayısını hiçbir iddialı parti göz ardı edemez.

Bu nedenle istisnasız tüm parti kurmayları, milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na vermeden önce kadın adaylarının durumunu da değerlendirilmesi gereken faktörler arasında hesaba katmak zorundadır.

Türk siyasetinin yakın geleceğinde kadın ağırlığının artması kaçınılmaz bir durum olarak görülürken siyasi partilerin organizasyonlarında yeni bir yapılanmaya gitmeleri de kaçınılmaz olacaktır.

 

c. Siyaset ve ‘Eğitim’ Kalitesi

 

Önceki yıllardaki bir genel seçim arifesinde yapılan ve bazı parti yöneticilerine sunulan ve yorumlamam için tarafıma da verilen bir çalışmanın seçmen kitlesinin eğitim düzeyleri ile bölümündeki veriler beni büyük hayrete düşürmüştü.

Bugün de ana çizgileriyle geçerli olan bu verilere göre bütün seçmen kitlesi içinde okur-yazar olmayanlar ve sadece okuma-yazma bilen yani hiçbir diploma alamamış seçmenlerden oluşan “diplomasız seçmen” oranı önemli bir oran teşkil etmektedir. TÜİK verilerine göre bugün bu oran her yıl biraz daha azalmakta ise de aradan geçen sürede eğitim düzeyindeki artışa paralel olarak %13 olarak hesaplanmaktadır. İlköğretim veya ortaokul mezunu seçmenlerin genel seçmen kitlesi içindeki oranı % 49,38’dir. [9]

Yine TÜİK verilerine göre bugün tüm seçmenler içinde lise ve dengi okul mezunları %22,29, yüksek okul mezunları ise % 9,92’lik bir oran teşkil ediyor. Geriye kalan seçmenler ise ilk veya ortaokul mezunudur.

Özetlenecek olunursa seçmenlerin okumuşluk düzeyine bakıldığında net olarak görülen bir husus olarak; seçmen kitlesinin eğitim düzeyi ortalamasının oldukça düşük olduğu söylenebilir.

Tek kelimeyle ‘az okumuş seçmenler’in çoğunluğunu teşkil ettiği bir seçmen kitlesi 12 Haziran 2011 günü ülkenin yönetimine talip parti ve kadroları “değerlendirerek” yaptığı “tercih” ile ülke kaderine egemen olacak kadroları seçecektir.

Ülkemizin genel tablosu açısından hiç de iç açıcı olmayan bu demografik gerçekleri görünce bugüne kadar yapılan seçmenlerin eğilimini “değerlendirme” ve “tercih”lerini yorumlamak daha kolaylaşırken, bazı siyasi kadro ve ideolojik söyleme sahip partilerin iltifata mazhar olamayışının gerekçeleri de anlaşılabilir hale gelecektir, sanırım.

Bugüne kadar genel-geçer popülist söylemlerin tesiriyle bu satırları okuyan bazı okurların “seçkinci bir tavır” içinde olduğumu sanmalarını istemem. Açıkça söylemem gerekirse, seçimlerde kişilerin aldığı diplomalara endeksli bir oy kullanma yetkisi olmasını istemiyorum; sadece bir sosyolojik gerçeğe işaret ediyorum. (Ayrıca ülkemizde bitirilen lise veya fakültelerin ‘cehalet’i ne derece giderdiği de çok su götürür.) Yine de –nasıl anlaşılırsa anlaşılsın- şunu belirtmeden geçemeyeceğim ki ülkemizin seçmen kitlesinin çoğunluğu “normatif kriterlere göre” cahillerden teşekkül etmektedir.

Şimdi böyle düşük bir eğitim niteliği arz eden bir kitleye yönelik “ideolojik temalarla örülmüş bir parti programı”nın mı yoksa “delikanlılık raconu temelli bir dil” ,”gıda paketi, kömür çuvalı” kullanılan ve “popüler arabesk şarkılar” üzerine kurulu bir propaganda kullanmanın mı daha etkili olacağının yanıtı tartışılmaz derecede açıktır.

 

Aday Listelerinin Eğitim Durumu

 

11 Nisan 2011 günü YSK’ya teslim edilen milletvekili aday listelerine genel olarak bakıldığında listelerin ortalama eğitim düzeyinin oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Bu durum dikkate alınırsa oluşacak TBMM’nin eğitim düzeyi yüksek milletvekillerinden oluşacağı da söylenebilir. Bir örnek olmak üzere AKP’nin milletvekili adaylarının eğitim düzeyleri ile ilgili bilgileri değerlendirdiğimizde bunu görebiliriz. AKP’nin milletvekili adaylarının yüzde 60’ı üniversite mezunu iken yüzde 20’si ise lisansüstü eğitime sahip, yüzde 12’si doktoralı, lisans mezunu adayların oranı ise yüzde 1 olurken lise mezunu aday oranı yüzde 4, ortaokul mezunu aday oranı yüzde 2 olarak çok düşük düzeylerde kaldı.  AKP adaylarının öğrenim durumlarına göre sayısal dağılımı da şöyle: Doktora: 68, Lisans Üstü: 112, Lisans: 334, Ön Lisans: 6, Lise: 20, Orta: 10. [10]

Sağlık sektöründen milletvekili aday listelerine girenlerin sayısı da adayların ortalama eğitim düzeyi hakkında bir fikir verebilir: CHP milletvekilliği aday listelerinde 48 doktor, 19 eczacı, ve 7 diş hekimi yer aldı. MHP adayları arasında 41 doktor, 6 eczacı, ve 6 diş hekimi bulunuyor. AKP’nin milletvekilliği adayları arasındaki doktor sayısı 27, eczacı sayısı ise 13 var.

Bu örnekler seçimlerle oluşacak TBMM’nin eğitim kalitesi hakkında ümitli olmayı gerektiriyor.
Kamuoyu Araştırmaları ve ‘Okumuş’ Seçmenler

 

Her seçim döneminde olduğu gibi bu seçim döneminde de çeşitli kamuoyu araştırmaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu araştırmalarda seçmenlerin eğitim düzeyi de bir parametre olarak sorgulanmaktadır. Seçmenlerin eğitim düzeyleri ile partilere oy verilme eğilimi karşılaştırıldığında ilginç veriler ortaya çıkmaktadır.

 

Yapılan bir araştırma bugün bir seçim olsa oy kullanacak olan seçmenlerden MHP’ye oy vereceğini beyan eden seçmenlerin ortalama eğitim düzeyinin genel seçmen kitlesinden ileride olduğunu göstermiştir. [11] Lise ve üniversite mezunları arasında MHP eğilimli seçmen oranı Türkiye ortalamasının çok üzerindedir. Lise mezunları arasında bu oran %41 (Türkiye ortalaması %27) iken üniversite mezunları arasında %17 (Türkiye ortalaması %12) olarak ayrışmaktadır. Bu eğitim yönünden kaliteli kitle içindeki ülkücü ve sempatizanların MHP seçim kampanyası çerçevesinde harekete geçirilebilmeleri sağlandığı takdirde toplum içindeki motor fonksiyonunu yüklenecek “öncü kadrolar” sağlanmış olacaktır.

Ancak seçmen kitlesinin %62’sinin lisealtı düzeyde eğitim almış insanlardan oluştuğu düşünülürse MHP, SP gibi ideolojik söylem sahibi partiler için seçim kampanyasının bu geniş fakat az eğitimli kitlelere erişimi için etkin olabilecek başkaca kanallar bulunması gereği de ortadadır.

Okur-yazarlık yönünden “cahil” bir seçmen kitlesine ulaşmakta kitap, dergi, gazete, broşür gibi anlaşılması için zihni bir çaba gerektiren gereçlerin kullanılamayacağı açıktır. Bu kitlelere ulaşabilmekte teknolojik gelişimin sunduğu bir imkân özel ulusal-bölgesel ve yerel televizyon kanallarının kullanılmasıdır. İlk kez 2011 seçimlerinde özel TV’lerden siyasi reklamlara izin verilmiş olması partilerin seçim kampanyalarının önemli bir ayağı olarak TV reklam kuşaklarını kullanmalarını zorunlu hale getirmektedir. CHP’nin TV reklamlarını kullanmağa seçim takvimi ilan edilir edilmez başlamış olması bu gerçeğin farkında olunduğunun bir göstergesi olarak anlaşılabilir.

Ülke genelinde yayın yapan çok izlenen kanalların olumlu ve hatta olumsuz anlamda MHP’ye “öncelikli ve ayrıcalıklı” olarak yer verdikleri bugüne kadar görülmemiştir; bundan sonra da görülebileceğini sanmıyorum. Ancak potansiyel MHP ve SP seçmen kitlelerine seslendiği bilinen milli, muhafazakâr çizgide yayın yapma niyetiyle yola çıktıklarını deklare etmiş yayın kuruluşlarının düzenleyeceği açık oturum, panel gibi siyasi içerikli toplantılarda sözcülerine yer vermeleri için gerekli girişimlerde bulunmaları şarttır. Bazı TV kanallarının sermaye yapılanmaları gereği bazı siyasi partilere yakın –hatta iç içe- olmaları bu ilişkiyi güçleştirecektir ki bu durumda hemen her ilde yayın yapan bölgesel-yerel kanallar vasıtası ile seçmen kitlesine ulaşılabilmesi yolu da zorlanmalıdır.

MHP, SP gibi ideolojik söyleme sahip partiler söz konusu edildiğinde maddi imkânları, medya desteği ve görsel-yazılı iletişim imkânlarına sahip olma yönüyle rakibi partilere göre zayıf ancak geleneksel olarak “büyük bir dâvâ”ya talip ideoloji partilerinin önünde kendilerini kamuoyuna sunma yolunda aşması gereken çok büyük engeller vardır. (Bu engellerin 2011 seçimleri öncesinde de aşılabilmiş olduğunu hiç kimseden henüz işitmedim.)

Özgün siyasi siyasi söyleme sahibi partiler için bu engelleri aşmanın en etkin yolunun eğitimli sempatizanları etrafında genç, dinamik ekipler oluşturarak yüksek öğrenim gençliği ve toplum içinde önder konumundaki sosyal baskı gruplarından başlamak suretiyle birebir ilişkiler ile ulaşılabildiği kadar geniş bir kitleye ulaşmak hedeflenmelidir. Bu suretle kazanılacak sempati kanallarının işlemesi üçüncü kişiler üzerinden geniş kitlelere ulaşılmasını kolaylaştıracaktır.

————————————————————-

a.‘Genç Seçmenler’

[1] Bir zamanlar Mesut Yılmaz, ardından Tansu Çiller’in”genç” imajı oluşturularak parlatılmaya çalışıldığını hatırlayanlar olur mu bilmem.  Bu isimlerin gençliklerinin tartışılır olması bir yana arkalarındaki örgüt ve zihniyetin gençlik ile ifade edilebilecek teorik ve pratik hiçbir yönleri olmadığı da bilinir. Parlatılmaya çalışıldıkları sırada ellili yaşlarını yaşayan bu liderlerin gençliği olsa olsa 12 Eylül öncesinin Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmeddin Erbakan gibi eski liderlerine kıyasla kabul edilebilecek bir gençlikti o kadar…

 

[2] Oranların hesaplanmasında TÜİK’in  nüfus verilerinden yararlanılmıştır.

Yaş Grubu ve Cinsiyete Göre Yıl Ortası Nüfus Projeksiyonları:

http://www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=244

 

[3] Bekir Ağırdır, “MHP seçmeni kimlerden oluşuyor?”, T24.com.tr, 21.03.2011.

http://www.t24.com.tr/content/authors.aspx?article=3406&author=42

 

[4] Adil Gür: “Gençler CHP ve MHP’ye…”.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/04/11/adil-gure-gore-siyasi-partilerin-durumu?paging=13

 

[5] “Gençler siyasi partileri uyardı”

http://www.hurriyet.com.tr/ege/17500547.asp?gid=142

 

b. Siyasette ‘Kadın’ Faktörü

[6] Bekir Ağırdır, MHP seçmeni kimlerden oluşuyor? T24.com.tr, 21.03.2011.

http://www.t24.com.tr/content/authors.aspx?article=3406&author=42

[7] MHP Genel Başkan Yardımcısı’ndan ilginç sözler, 16 Ocak 2011.

http://www.haberturk.com/polemik/haber/592194-kocasina-kizan-mhpye-oy-vermiyormus

[8] Kadın seçmenlerin oranı hususunda TÜİK’in  nüfus verilerinden yararlanılmıştır.

Yaş Grubu ve Cinsiyete Göre Yıl Ortası Nüfus Projeksiyonları:

http://www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=244

 

c. Siyaset ve ‘Eğitim’ Kalitesi

[9] Seçmenlerin eğitim düzeylerinin hesaplanmasında TÜİK’in  nüfus verilerinden yararlanılmıştır.

Bitirilen eğitim düzeyi, cinsiyet ve yaş grubuna  göre nüfus – 2010

http://tuikapp.tuik.gov.tr/adnksdagitapp/adnks.zul?kod=2

 

[10]http://www.hurriyet.com.tr/gundem/17524398.asp?gid=386

 

[11] Bekir Ağırdır, MHP seçmeni kimlerden oluşuyor? T24.com.tr, 21.03.2011.

http://www.t24.com.tr/content/authors.aspx?article=3406&author=42