Ramazan’da Somali: Kuraklık, Açlık ve İlkel Bir Tasavvuf Düşmanlığı

Dr. Hayati BİCE

 

Ramazan’da TV’lerde düzenlenen iftar ve sahur programları benim için uzun süre göremediğim bazı değerli insanları ‘teşehhüd miktarı da olsa’ ekrana getirmesi ile özel bir önem taşıyor. Bu insanlardan birisi olan ve tasavvuf konusundaki derin birikimi ile her sözünü dikkatle izlemeğe çalıştığım Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç 2 Ağustos 2011 Salı günü TRT-1 kanalında “Ramazan Sevinci” iftar programına konuk oldu. Ramazan ve orucun manevi incelikleri konusunda sohbet eden Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, tarihimizde teşekkül eden tasavvufi nitelikli İslam’ın yitirilmesi halinde yeniden inşaının adeta imkânsız olacağını söyledi.

Uluslararası İslam Parlamentolar Birliği Genel Sekreteri olarak dünyanın pek çok bölgesindeki İslam beldelerini gezen ve yakından inceleme imkânı bulan Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç, “Artık dayanamayacağım, kim ne derse desin söylemek zorundayım” diyerek dünyanın bazı yerlerinde ‘İslâm adına utanç verici tablolar’ sergilendiğini ve artık bunun inkâr edilemez, üstü örtülemez bir hale geldiğini belirtti. Somali’de ortaya çıkan kıtlık kadar vahim bir durumun bölgede el-Kaide çizgisinde örgütlenen el-Şebab grubunun yaptığı uygulamalar olduğunu dile getiren Kılıç, sahibi olduğu tasavvufî İslam yorumunu yitirme tehlikesine yaklaşan Türkiye’nin de aynı uygulamalara muhatab olabileceğinin altını çizdi.

Somali’deki uygulamalar konusunda pek de bilgisi olmayan seyircilerin büyük bir çoğunluğu Kılıç’ın neden “Artık dayanamayacağım” diye adeta isyan ederek dile getirdiği konunun ne olduğundan habersizdi. Kılıç’ın daha önce katıldığı TV programlarında da pek çok ilahiyatçı akademisyenin “etliye-sütlüye dokunmaz”; “kokmaz bulaşmaz” tavrını aşarak ‘aydın müslüman sorumluluğu ile pek çok ezberi bozduğuna tanık olduğum için bu son sözleri de benim için sürpriz olmadı.

Konunun arkaplanını bilmeyenler için birkaç anekdotu dile getirerek Kılıç’ın isyanına neden olan ilkelliğin, vahşetin anlaşılabileceğini düşünüyorum. Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç daha önce 21 Aralık 2010 tarihinde katıldığı bir TV programında da Somali’deki duruma temas ederek şunları söylemişti: “Bugün İslam dünyasındaki daralmanın en büyük sebebi, İslam dünyasının en büyük problemi İslam dini eşittir fıkıh haline getirildi. Bu maalesef ülkemizde de var. Fıkıh İslam denizinin içinde bir alandır. Önemli bir alandır. Ama sadece fıkıh demek değildir. Hz. Peygamber’in Mekke döneminde fıkhi bir İslam yoktur. İmani esasları incelememiz gerekiyor o zaman. Nasıl bir iman toplumu oluşturdu onun üzerine de bir takım yaptırımlar yani hukuk ve fıkıhı inkar etmiyoruz. Ama bugün maneviyat inkar ediliyor. Din eşittir sadece yaptırımlardan meydana geliyor. O zamanda bugün Somali gibi dünyada gayrı safi milli hasılası en düşük ülkelerden birine kendilerine ‘gençler’ adını veren “Şebab” gurubu İslam devleti kuruyoruz diye el koyarlar ve ilk İslam icraatları ertesi sabahtan itibaren birkaç hırsızlıkla itham edilen 16-17 yaşındaki gençlerin kollarını kesmek olur. Böyle bir İslam yoktur tarihte.” [1]

 

BM’ye göre Somali ve Açlık

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un 10 gün önceki açıklaması Afrika Boynuzu bölgesinin bir ucundan ötekine insanlar açlık içinde kıvrandığı ortaya koydu. Ban Ki-moon’a göre: “Somali’deki sorunu daha da ağrılaştıran siyasi ihtilaf, yükselen gıda fiyatları ve kuraklığın korkunç bileşimi çaresizlik içindeki 11 milyondan fazla insanı kıskaca almış bulunuyor ve Somali’nin bazı bölgelerine kıtlık ve açlık yayılmasını sürdürüyor. Hayvanları susuzluktan telef olan Somalili mülteciler yardım bulma umuduyla Kenya ve Etiyopya’ya yaya olarak ulaşmaya çalışıyor. Anne ve babasını kaybetmiş çocuklar korku içinde ve açlıktan bitkin düşmüş bir şekilde tek başlarına yola devam ediyor. Ailelerin, çocuklarının gözlerinin önünde birer birer ölmelerini çaresizlik içinde izlediklerini duyuyoruz.

Geçenlerde bir kadın üç hafta yürüdükten sonra Mogadişu’nun 140 km güneyindeki BM kampına ulaşmış. Halime Ömer isimli bu kadın aslında hali vakti yerinde bir ailedenmiş. Üç yıl süren kuraklıktan sonra altı çocuğundan dördü ölmüş. Halime çektiklerini anlatırken, “Yemek bulamadığınız için çocuğunuzun gözlerinizin önünde ölüp gittiğini izlemekten daha korkunç bir şey yok. Artık umudumu kaybediyorum. Bu belki de bizim kaderimiz. Belki de bir mucize olacak ve bu kâbustan kurtulacağız.” diyor.

Kampa ulaşabilenler için dahi çoğu zaman pek fazla bir umut yok. Birçoğu çorak bölgelerden aç susuz yürüyerek gelmenin sonucu son derece bitkin düşmüş durumda ve kendilerine yemek verilemeden hayatlarını kaybetmekte. Tıbbi tedavi için ilaç bulmak da genelde mümkün değil.”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon dünyayı bölgeye yardıma çağırdıktan sonra sözlerini şöyle sürdürüyor: “Somali’de durum oldukça zor. Süregiden ihtilaf, yardım çalışmalarını zorlaştırıyor. Dahası, artan gıda fiyatları uluslararası kuruluşların ve STK’ların bütçelerini eritiyor. Geçici ulusal hükümetin başkent Mogadişu’nun sadece bir bölümünü kontrol ediyor olması yardım çalışmalarını güçleştiriyor. El-Şebab milis güçleri ile kontrolleri altındaki bölgelere erişmemizi sağlayacak bir anlaşmaya varmaya çalışıyoruz. Bu anlaşma olsa dahi ciddi güvenlik endişeleri varlığını sürdürecek. Somali’de ihtilaf sürdüğü sürece açlık ve kıtlıkla etkin bir şekilde mücadele edemeyiz. Her gün daha fazla sayıda çocuk açlığın kucağına düşer, daha fazla sayıda insan gereksiz yere ölür.” [2]

 

Somali ve Tasavvuf

Somali’de el-Şebab adı ile örgütlenen Vehhabi eğilimli selefiler, uluslar arası kamuoyunda ülkenin İslamlaşmasında büyük bir rol oynayan ve çoğunlukla Kadiriyye tarikatının mürşidi olan evliya kabirlerine yönelik saldırıları ile 2008 sonlarından itibaren gündeme gelmişti. El-Şebab mensubu militanların evliya türbelerini balyozlarla yerle bir etme görüntüleri uluslararası haber kanallarında da haber yapılmıştı. [3] Son olarak Somali’de İslam’ın yayılmasının öncü isimlerinden Şeyh Muhyiddin Ali’nin türbesinin vehhabi Şebab militanları tarafından yerle bir edildiği haberleri 23 Mart 2010 tarihinde uluslararası basına yansımıştı. Maalesef bu konular ülkemiz basınının İslâmi duyarlılığa sahip kesiminde dahi ihmal edildiğinden bu konudaki haberler, sadece internetteki bazı forumlarda gündeme getirilip tartışıldı. [4]

Tüm Afrika’nın olduğu gibi Somali’nin de İslam ile tanışmasında tasavvuf ehlinin büyük bir payı olduğu biliniyor. Bu konuda yapılmış müstakil çalışmaların çoğunun oryantalist batılılar tarafından yapılmış olması da konunun bir başka yönüdür. 19. yüzyıl sonlarında Kuzey Afrika’da olduğu gibi Afrika boynuzu olarak bilinen Somali, Habeşistan ve Kenya’da da sömürgeciliğe karşı savaşta bölgede yaygın olan sufi tarikat önderlerinin en önde yer aldığı tarihin kaydettiği bir gerçektir. [5]

Cihad ruhunu yaşatan Somalili sufilerin önde gelenlerinden birisi ve haçlı sömürgeciliğine karşı verilen mücadelenin tarihi bir kahramanı olan Seyyid Muhammed Abdullah el-Salihî (1864-1920) isimli Kadiriyye’nin Salihiyye kolu mürşidinin 1899’dan 1920’ye kadar İngiliz ve İtalyan işgalcilerine karşı direnişe önderlik ettiği biliniyor. Ünlü bir Şafiî âlim olan Salih yaptığı bir konuşmada şöyle demişti: “Kâfirler, uzak ülkelerinden gelerek vatanımıza saldırdılar. Silahlı güçleri ve hükümetlerinin desteğiyle, dinimizi mahvetmek istiyor ve bizi Hıristiyanlığı kabule zorluyorlar. Sizler, Allah’a imana, silahlara ve kararlılığa sahibsiniz. Onların ordu ve askerlerinden korkmayınız; Allah, onlardan kudretlidir!”

***

Somali’de tasavvufun İslâm’ın yüceltilemsine katkısı sadece fiilen cihad eden sufilerle sınırlı kalmamıştır. Mısır’da düzenlenen “Tasavvuf ve Gençlik” konulu bir panelde Dr. Abdullah en-Neccar tarafından nakledilen bir olay tasavvufun Somali’de İslam’ın yayılmasındaki etkisini ve bölgedeki misyonerlik faaliyetleri önündeki en büyük engel olduğunu ortaya seriyor:

“Olay, Somali’de vuku bulmuş. Olayın vuku bulduğu bölgeye bizzat gittim ve gördüm. Olay şöyle: Avrupa’dan bir Hıristiyan misyoner kadın Somali’ye gelip kabilelerin arasına yerleşiyor. Uzun süre aralarında yaşayarak dillerini öğrendikten sonra burada küçük bir hastane kuruyor. Hastaneye, doktorlar, hastabakıcılar getiriyor. Hastalar oraya gelince tedavi imkanı buluyor ve tedavi yapan doktor hastaya: “Bunun sana Rabb hediyye olarak gönderdi” diyor. Bir başkası da, “Bunu sana Meryem hediye etti” diyor. Bu suretle oralarda belli ölçüde Hıristiyanlığı yayma imkanı buluyorlar. Bu misyoner kadın Hıristiyanlık dinini anlatarak, hiçbir dini inancı bulunmayan bu yerlileri Hıristiyanlığa çağırıyordu. Halkın bir kısmını bu şekilde yetiştirdi. İçlerinden zeki bulduğu bir genci seçerek o bölgede papaz olarak seviyeye getirdi. Bu papaz, Hıristiyanlığı yaymak için memleketinden ayrıldı.

Bir gece esen hafif rüzgar ve yaprak hışırtılarının arasında kalbini ürperten hoş bir takım sesler duydu. Sesin geldiği tarafa doğru merakla gitti. Orada ilahiler okuyarak zikir yapan bir derviş topluluğuna rastladı. Bunların kimler olduğunu sordu. “Müslüman dervişler” olduğu bildirilince gönlüne İslâm sevgisi düştü. O mıntıkada imamlık yapan bu dervişlerden biriyle görüşerek Müslüman oldu ve aynı camide güzel sesiyle ezan okumaya başladı.

Misyoner kadın zaman zaman bu bölgeyi ziyarete gelirdi; zira emrine bir helikopter tahsis edilmişti. Onunla Afrika içlerine kadar kabileleri dolaşırdı. Bir gün papaz olarak yetiştirdiği bu gencin evine giderken kulağına aşina bir ses ilişti. Ses yabancı değildi, fakat sözler yabancıydı. Çünkü o sesin sahibi, Müslüman olduğu camide ezan okuyordu. Sonra soruşturdu ki, papaz diye yetiştirdiği genç tasavvuf ve sûfilerin tesiriyle hak dini bularak Müslüman olmuş, papazlık yerine müezzinlik yapmaya başlamıştı.

Ben bu bölgeye kadar giderek işin aslını soruşturdum ve köy halkı bana olayı aynıyla anlattılar. İşte bu, tasavvufun kalpler ve ruh üzerindeki tesiridir, gençlerin İslâm’a yaklaştırılmasında bundan istifade edilmelidir.” [6]

***

Bu Ramazan’da çok sorumlu bir tavır sergileyerek “Somali’ye Yardım Kampanyası” açan T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı yetkilileri arasında Prof. Dr. Mahmud Erol Kılıç’ın hassasiyetini paylaşan birisi var mıdır bilmiyorum [7] ; ancak Somali’deki açlık felâketi kadar akaid ve fıkıh alanında sergilenen ruhanî ve fizikî vahşetin yol açtığı harabiyeti onaracak birileri de lazım bu dünyaya…

Mesele elbette önce insanların bedenlerini hayata tutundurmak ama ruhların târumâr edilmesine de hangi müslüman kalb duyarsız kalabilir ki…

 

———————————————

[1] TRT-Haber, Kozmik Oda Programı, 21.12.2010, http://kozmikoda.tv/detayicerik.asp?katid=6&icerik=53

[2] Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un Somali hakkındaki 23.07.2011 tarihli açıklamasının tamamı için bkz: http://www.siviltoplumakademisi.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=841:somali-acln-korkunc-yuezue&catid=65:mansetler&Itemid=121

Somali’de insanlık dramının görüntüleri için bkz: http://www.izlesene.com/tv/ntv/video/somali-acligin-pencesinde/3860051

[3] Bu yazıyı okuyanlar lütfen aşağıdaki Somali’deki bir velinin kabri üzerindeki sandukayı büyük bir aşkla parçalayan ve bununla büyük bir cihad eylemi yaptıklarını sanan elleri balyozlu ve kalaşnikoflu Somali gençlerini gösteren videoyu izlemeden geçmesin. Yazımın yanındaki grafik ülkeyi İslam ile tanıştıran sufi mücahidlerin tarihi türbelerini “Allah’a şirk koşmaya engel olma” adına yıkma eylemini kaydeden bu videonun baş kısmını göstermektedir.

[4] Somalia: Al-Shabab Destroys Grave of Well-Known Somali Cleric in Mogadishu (23 March 2010) http://allafrica.com/stories/201003231408.html

Somali’li Kadiri Sufiler Vehhabi Şebab Örgütü ile Savaşıyor, http://www.sufiforum.com/viewtopic.php?f=52&t=2598&p=6358&hilit=Somali#p6358

[5] Bu konudaki güzel bir çalışma da yine bir Batılı’ya aittir: B.G. Martin, Sömürgeciliğe Karşı Afrika’da Sufi Direniş, İnsan Yayınları, (Çeviren: Fatih Tatlılıoğlu), İstanbul,1988.

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=7953&sa=87410786

[6] Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz; Gençliğin Eğitiminde Tasavvufun Rolü; Altınoluk Dergisi 1987-Şubat Sayı:012, Sayfa:015 1987-Şubat, Sayı:12, S.15.

[7] Bu yazımı tamamladıktan hemen sonra Cuma namazı için gittiğim camide T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye çapında başlattığı Somali’ye Yardım Kampanyası duyurusu yapıldı. Okurlardan bu kampanyaya katılmak isteyenler için bu duyuruyu buradan iletmek istedim: AFRIKA yazıp 5601‘e atılan her SMS 5 TL yardım olacak.

Ayrıntılı bilgi ve banka hesap numaraları için bkz: http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dy/Diyanet-Isleri-Baskanligi-Duyuru-11784.aspx