Başbuğ Türkeş Anıt Külliyesi, MHP Kongresi ve ÜLKÜ-YAZ

-Alparslan Türkeş Büyük Ödülü Töreni ve İzlenimler- 

Dr. Hayati BİCE

Haberiniz.com.tr’deki son yazımın yayınından bu yana yaklaşık bir ay geçti. Bu sürede yeni bir yazı yazmayışım, bazı okurların dikkatini çekti; yazılarıma son verip vermediğim merak konusu oldu. Bunun özel bir nedeni yoktu. Sadece yoğunlaşan programlar ve yapılması gereken bazı önemli çalışmalar nedeniyle yazma fırsatı bulamadım. Güncel konulardan ziyade ‘zamana direnecek yazılar’ yazmayı tercih ettiğim halde, uzunca bir aradan sonra, bir haber sitesinde yeniden yazı yazıldığında günceli gözetmek hissi insanı kuşatıyor. Bu duygular ile kısa kısa da olsa, güncel konulara değinerek aradaki mesafeyi kapatmak istiyorum.

Başbuğ Türkeş Anıt Külliyesi
Geçtiğimiz Cumartesi günü (13 Ekim 2012)  MHP Genel Merkezi’nde yapılan Alparslan Türkeş Büyük Ödülü Töreni’ne katıldım. Tören sonrasında, Ödül Töreninde veciz bir konuşma[1] yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli görüşme fırsatı da buldum. Sürekli okurlarımın hatırlayacağı üzere  Haberiniz.com.tr’de yayınlanan bir yazım[2] ile, vefatından bu yana 15 yıl geçen Başbuğ Alparslan Türkeş’in mütevazı kabri üzerinde, Türk tarihinde kayda değer bir anıt yapılmasını ve bu külliyenin mimarisinde Türkistan’daki Arslan Baba türbesinin örnek alınabileceğini teklif etmiştim. Bu teklifim ülkücü camiada büyük bir destek gördü. Sayın Bahçeli ile görüşmemizde, bu konuya değindiğimde,  kendisinin de Ankara’nın Beştepe semtindeki kabrin durumu ile yakından ilgilendiğini, kabrin çevresinin bakımı ve güvenliğinin temini ile ilgili görevlilerin ücretlerinin bizzat kendisi tarafından karşılandığını öğrendim. Kabrin üzerinde anıt mezar ve ziyaretçilerin abdest alıp namaz kılabileceği bir mescid yapılması önerim konusunda ise, teklifimin uygun olduğunu ancak bu konuda öncelikle Seval Türkeş’in ikna edilmesi gerektiğini söyledi. Kabrin üzerinde yapılacak her hangi bir tasarruf için Başbuğ Türkeş’in ikinci eşi, Seval Türkeş’in bazı engellemelerinden söz ederek yakındı.

Alparslan Türkeş Anıt Külliyesi yapılması konusundaki “eş engeli”ne dair daha önce de bazı duyumlarım olmuştu. İşte bu duyumlar nedeniyle Alparslan Türkeş Anıt Külliyesi konusundaki teklifimi, kendisine iletilmesi için – AKP İstanbul milletvekili olan oğlu Ahmet Kutalmış Türkeş vasıtası ile- Seval Türkeş’e de göndermiş; yine ailenin bir üyesi olarak sözkonusu teklifim konusunda MHP Ankara milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş’i de yazılı olarak bilgilendirmiştim. Konunun Sayın Bahçeli tarafından açıklığa kavuşturulmasından sonra artık kamuoyunun bilmesi gerekli ki, Başbuğ Alparslan Türkeş’in şanına layık bir mekânda ebedi istirahatını sürdürmesi önündeki en büyük engel, maddî mirasının terekesinde ismi olanlardır.

Milyonlarca ülkücü gibi kendisini Türkeş’in manevî mirasına hissedar hissedenlerden birisi ve bu satırların yazarı olarak açıkça yazıyorum: Bu konuda hiçbir kimsenin, MHP’nin tüzel kişiliğine ve bunun resmî temsil makamındaki Devlet Bahçeli’ye en ufak bir sitemi, sözü olamaz.

Alparslan Türkeş Büyük Ödülü
MHP Genel Merkezi’nde 13 Ekim 2012 günü yapılan Alparslan Türkeş Büyük Ödülü Töreni’nde üçüncülük ödülü ile üç adet mansiyon ödülünü kazanan dört genç ülküdaşımı buradan kutlar, ödül kazanan eserlerin haberiniz.com.tr’den yayınlanarak ülkücü kamuoyu ile paylaşılmasını temenni ederim.

Sonuçlar açıklanırken, ilk iki derece için ödüllendirmeğe değer bir eser bulunamadığını öğrendiğimde yarışmaya katılma hakkı olan üniversite lisans veya yüksek lisans öğrencisi ülkücüler adına üzüldüm. Bu üzüntü ile tören sonrasında sohbet ettiğim seçici kurul (jüri) üyelerinden Prof. Dr. Recai Coşkun ile Prof. Dr. Vahit Türk’e ülkücü gençliği okuma/yazma ve araştırmaya teşvik çerçevesinde birincilik ve ikincilik ödülü vermekte biraz cömert davranabileceklerini biraz sitem ile söylediğimde aldığım cevap ise üzüntümü arttırdı.

Ülkücü akademisyenler arasında ülkücü geleneğe mensubiyet bilincini hassasiyetle koruyan bu iki değerli ülküdaşımız, yarışmaya katılan eser sayısının azlığından ve gönderilen eserlerin önemli bir kısmının ise değerlendirmeye alınamayacak kadar yetersiz oluşundan yakındılar.  Prof. Dr. Recai Coşkun, yarışma için gönderilen bazı makale ve incelemelerin tamamen kopyala/yapıştır yöntemi ile oluşturulmuş olduğunu söyleyince teşvik anlamında yapılamasını teklif ettiğim cömertlik konusunda söylenecek söz kalmadı.

Sohbetimizde Prof. Dr. Vahit Türk’ün MHP iddianamesinden hareketle hazırladığı haberiniz.com.tr’de, yayınlanan- önemli yazısının [3] sosyoekonomik analizlerle derinleştirilerek kitap haline getirilmesi konusunda kendisinden söz aldım. Aslında bugün bir tarihî belge hükmü kazanmış olan MHP iddianamesi ve ek deliller klasörünün akademik olarak didik didik edilerek analiz edilmesinin gereğine inandığımı da sosyal bilimler ile ilgili akademisyenlere belirtmek isterim.

MHP Kongresi ve Adaylar
4 Kasım 2012 günü Ankara’da toplanacak olan 10. MHP Kurultayı ile ilgili yorum ve söylentiler, üç ülkücünün bir araya geldiğinde değinmeden geçemeyeceği bir yoğunluğa ulaştı. Bu konudaki görüşlerimi henüz –Ahmet Çakar dışındaki- hiçbir aday resmî adaylık açıklamasını yapmadan yazmıştım. Dileyen okur, yazı arşivimden bu konudaki üç yazımı okuyabilir.

Adaylık açıklaması sonrasında kendisi ile görüştüğüm genel başkan adaylarından Dr. Mesut Türker’in anlattığı bir olayı kendisinin muvafakatı ile yazmak dışında yeni bir yorum yapmayacağım. Dr. Mesut Türker’in bir grup ziyaretçi huzurunda anlattığı bu küçük ayrıntı, MHP Genel Başkanlık sürecinde özellikle bir adayın propaganda makinası gibi çalışan ve adeta ‘militanca taraftarlık’ yapan çevrenin tutumunu gözler önüne serecektir.

Olayın özeti şudur: Yakınlarda vefat eden M. Refet Eke’nin cenaze törenine katılan ülkücüler arasında Dr. Mesut Türker ve Yeniçağ gazetesi yazarlarından Yavuz Selim Demirağ da vardır. Mesut Türker’in adaylık açıklama toplantısını protokolün en ön sırasında ve Mesut Türker’in değerli eşi ile yanyana izleyen Demirağ, M. Refet Eke’nin cenaze töreni ile ilgili duygulu bir yazı yazar.[4] Cenaze namazına katılan birçok ülkücünün isminin yer aldığı bu yazıda ismini göremeyen Dr. Mesut Türker, Demirağ’a kendisinin ismini neden yazmadığını sorar. Demirağ’ın cevabı Türker’in anlatımına göre aynen şöyledir: “Mesut Ağabey, ben yazımda senin ismini de yazmıştım; ancak İstanbul’da gazete hazırlanırken senin ismin çıkartılmış!”

Bugünkü MHP yönetimi ve özellikle liderlik makamındaki Dr. Devlet Bahçeli’yi acımasızca -ve hattâ terbiyesizce- eleştirenlerin, despotluk ile itham edenlerin yarın yetkiyi ellerine geçirdiklerinde nasıl davranabileceklerine ışık tutan bu notu, bütün ülkücülerin ve özellikle bugün türlü çeşitli vaadlere muhatap olan, yüzlerine gülünen MHP delegesinin dikkatlerine arz ederim.

Ülkücü geleneğin bir neferi olarak, hiçbir şaibenin kamburunu taşımadan MHP Genel Başkanlığı için adaylık meydanına çıkan Dr. Mesut Türker’e, “Değişim de değişim”, “Hareketin özüne dönüş” çığlığı atanların, Yeniçağ gazetesi ve yazarlarının  -başta hemşehrisi Arslan Tekin ile kampanyanın bir parçası olarak Anadolu yollarını arşınlamak için canını dişine takan ‘profesyonel’ gazeteci ve özellikle yıllardır durup durup, ortaya sürülünce “breh breh” diye naralanan “geçici görevli yazar” da dahil olmak üzere-  reva gördüğü yok sayma tavrını da yazın bir kenara…

Bilmem anlatabildim mi?
Konuyu bana nezih bir ziyaretçi grubu önünden nakleden Dr. Mesut Türker’in söyledikleri konusunda yeterince tanık var ise de, -şimdilik- buradan isimlerini vererek gereksiz saldırılara muhatap olmalarını istemiyorum.

ÜLKÜ-YAZ Bir İhtiyaçtı…
Geçtiğimiz 13 Ekim 2012 Cumartesi gününün, Ülkücü Yazarlar Derneği’ni birlikte kurduğumuz, aralarındahaberiniz.com.tr’nin genel yayın yönetmeni B. Kemal Gürsoy’un da bulunduğu dokuz ülküdaş için ayrı bir anlamı vardı. 89 yıl önce Ankara’nın başkent olarak ilan edildiği 13 Ekim 1923 tarihinin yıldönümünde, kuruluşuna öncülük ettiğim ve kurucu genel başkanı olduğum Ülkücü Yazarlar Derneği’nin –ÜLKÜ~YAZ- kuruluş bildirgesini kamuoyuna açıkladık.[5] Kurucu arkadaşlarımızın katılımı ile hazırlanan bu belgenin, tarihe not düşmek anlamında, ayrıntılı olarak hazırlanan metnini okumanızı önemle tavsiye ederim. Bu konudaki eleştiri ve katkılara her zaman hazır olduğumuzu da belirtmek isterim.

Bu vesile ile ÜLKÜ~YAZ derneğimizin kuruluş sürecinde ve kuruluşumuz kamuoyuna deklare edişimiz sonrasında başarı dileklerini ileten bütün ülküdaşlarımıza, kuruluş sürecinde bilgilendirdiğimizde teşviklerini esirgemeyen ve son olarak da 13 Ekim 2012 günü “onur üyeliği” davetimizi kabul eden ve ülkücü hareket için hayırlı hizmetlere aracılık etmemizi dileyen ülkücü hareketin lideri ve MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’ye bu sütunlardan bütün kurucu arkadaşlarım adına teşekkür ederim.
Başta haberiniz.com.tr olmak üzere kendisini ülkücü sayan medya ortamlarında -ve özellikle internet sitelerinde- yazan/çizen ya da sadece düşünce planında bile olsa ülkücü hareket üzerine kafa yoran, ‘ülkücünün hali’ denildi mi gönlü sızlayan herkes derneğimize üye olabilir.[6]

Ülkücü hareket kervanının “apoletli eşkıya” saldırısına uğradığı 12 Eylül gününde yapılan resmî başvuru ile tüzel kişilik kazanan ÜLKÜ-YAZ’ın, sonsuza kadar süreceğine inandığımız ülkü yolculuğunun bir katılımcısı olarak, işin başında henüz yola çıkarken ziyaret ettiğimiz Hacı Bayram-ı Velî ve Başbuğ Türkeş’in manevî huzurlarında verdiğimiz söze, şu yerküre üzerinde nefes aldığımız sürece, son nefesimize kadar sadık kalacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

“Ülkücü yazarım”,  “Ülkücü kanaat önderiyim” diye yıllardır hava attığına ve ülkücülere ticarî meta sattığına bakmadan, bugün şeref ve haysiyet cellatlığına soyunarak piyasa yapmaya; “efsanevî başarı”larla devşirilmiş ‘şaibeli portföy’den pay devşirmeğe  çıkanlara da müjdelemek (!) isterim ki, yakında yayınlayacağımız “Ülkücü Ahlâk Sözleşmesi”ni önlerine koyup şeref ve haysiyet sözü ile imzalamalarını istediğimizde, yarım asrı aşkın bir ömrün  eskittiği yüzleri, bakalım morun hangi tonuna boyanacak?..

Göreceğiz… “Yakında… Az sonra…”
_________________________________________

(*) Dr. Hayati BİCE, ÜLKÜ~YAZ Genel Başkanı.
İletişim: http://www.hayatibice.net

[1] Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ’nin, Alparslan Türkeş Büyük Ödülü Töreninde yapmış oldukları konuşma. 13 Ekim 2012
http://www.mhp.org.tr/htmldocs/genel_baskan/konusma/2402/index.html

[2] Dr. Hayati BİCE, “Alparslan Türkeş Anıt Mezarı” Yapılması Boynumuzun Borcudur, 11 Eylül 2012.
http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/koseyazisi62496-Alparslan_Turkes_Anit_Mezari_Yapilmasi_Boynumuzun_Borcudur.html

[3] Prof. Dr. Vahit TÜRK, İddianameden Hareketle 12 Eylül 1980 MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası, 15 Haziran 2011.
http://www.haberiniz.com.tr/yazilar/haber33779-Iddianameden_Hareketle_12_Eylul_1980_MHP_ve_Ulkucu_Kuruluslar_Davasi.html

[4] Yavuz Selim Demirağ, Cenazede yalnız adamlar… 1 Eylül 2012.
http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=23931

[5] Ülkücü Yazarlar Derneği’nin –ÜLKÜ~YAZ- kuruluş bildirgesini buradan okuyabilirsiniz.http://ulkucuyazarlarbirligi.org/?p=2409

[6] Ülkücü Yazarlar Derneği (Ülkü ~ Yaz) Üye Giriş Başvurusu’nu http://ulkucuyazarlarbirligi.org/?p=2434  adresindeki formu doldurup yapabilirsiniz.
İletişim: ulkuyaz@gmail.com